Barış ve özgürlükler konusunda her siyasi parti adım atmak ister. Her nedense bu adımı atmaya bir türlü cesaret edemezler.

Barış ve özgürlükler konusunda her siyasi parti adım atmak ister. Her nedense bu adımı atmaya bir türlü cesaret edemezler. Kimilerine göre barış ve özgürlük laik bir çerçeve altına alınmalı, laikler eşittir, başkalarına bu haklar tanınmamalı. Korsan gemiler gibi radara takılan batırılmalı, yani laikliğin dışında hiçbir inanca ve hiçbir ideolojiye yer yok.

Kimilerine göre ise tam bunun tersi, Ölçü şeriat olmalı, namaz kılan Müslüman kılmayan kâfir, arada kalanlar ise münafık, Hz. Ömer’in adaleti uygulanmalı.

Kimilerine göre de, demokrasi olmalı; bu üç sınıf ağırlıkta.

Bunların bir ortak noktası var oda insan olmak. İnsan olmak işte asıl mesele burada. Özgürlüklerin yolunu tıkayan, barışı engelleyen, eşitliği bozan, hak hukuk tanımayan, insanlığını kaybeden insan. Kim bu insanlar; Cumhuriyetten bugüne barış ve demokrasinin önünü kesen insanlar, dışarıdan nemalanan insanlar. Bugün bütün dünyanın huzurunu bozan insanlar, kan ile beslenen insanlar. Dünyada huzur ve barış istemezler. Onların dünyasında insan olmadı. Onlar hiç insan olmadı, olamadı. Demokrasi adına yaptıklarına bir bakın. Irak kan gölüne dönmüş, Afganistan ha keza! Şimdi de Libya ve İslam ülkeleri. Bu insanlardan barış ve demokrasi beklenir mi? Yarın ne olacağımız belli değil. Üstümüzden yüksek gerilim hattı geçiyor, ona kapılmayacağımız ne malum. Biz her şeye rağmen illa da “DEMOKRASİ” diyoruz.

Hak ve Hakikat Partisi.   



Yorum Yaz - Arşiv   1740 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın