Allahı ın (c.c.) Halifesi Hz. Mehdi Çıktı

Allah’ın (c.c.) Halifesi Hazreti Mehdi

Sevgili ihvanı din kardeşlerim. Allah (c.c.) vaadinden dönmez ve islamı hakim kılar. İslam ve Müslüman üzerinde oynanan oyunlar, akıtılan Müslüman kanları arşa dayandı ve vakit daraldı. Alem bir doğum sancısı içine düştü. Çark terse döndü. Allah’ın Halifesi de  Hazreti Mehdi de Hazreti İsa da vazifesi ile meşgul … Hak ve Hakikat Partisi Genel Başkanı Sayın Dursun Güneş ocak ayında yaptığı bir ev sohbetinde Hazreti Mehdi nin de Hazreti İsa nın da çıktığını ve vazife yaptığını duyurdu.

Ey İslam alemi tövbe istiğfar ile Allah’a yönel ve tefekkür et. Gözünü nişanına dik ve Allah’a (c.c.) yönel. Allah (c.c.) sana hidayet  edecektir ve yol gösterecektir. Uyan !… Yoksa bu kan seli senide imanını da götürecek. Allah (c.c.)  yar ve yardımcımız olsun. 


   

Euzu billahimineşşeytanirracim  Bismillahirrahmanirrahim

 

Elhamdülillahirabbil alemin. Vesselatu vesselamu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

 

Allah’ın rahmeti bereketi üzerinize olsun.

 

Kıymetli Müslümanlar, Değerli ali canip vatandaşlarımız, Hakkı sevenler, Hakka talip olanlar!

Tarih bilgisi olanlar, ilmi olanlar, bazı sulardan içip dolanlar, testisini dolduranlar, bazı bulanık çamurlu pis sulara uğrayanlar. Hakikati günümüzde bulmak çok zor. Allah-ü Teâlâ yar ve yardımcımız olsun.

Bize son zamanlarda yönelen sorulan sorulara cevap olacağım inşallah. Ehli Beyt hakkında soruluyor. Muaviye hakkında soruluyor. Hz. Mehdi hakkında, Hz. İsa hakkında soruluyor. Gelecek zaman hakkında soruluyor. Bu süreç nereye varır, nasıl olur, nasıl noktalanır? Bunun gibi muamma sorular yöneltiliyor daha ziyade. Şu ana kadar hiç, “Ben irşat olmak istiyorum, bizi vuslata götür, bizi Allah’a eriştir.” diyen pek olmadı. Çok az. Bizim getirdiklerimiz müstesna. Bunun dışında pek olmamıştır. Ya gelir kızıma koca, oğluma iş, hastalarımıza dua, evlenecek, işi var görülecek, işleri ters gitmiş dua istiyor. Yani Hakkın talibini bulmak çok zor zamanımızda. Efendim, diyeceksiniz ki; “Siz bu hakikati nerden bileceksiniz? Yani nerden haberiniz olacak da bize bu hakikati anlatacaksınız?” Hz. Yunus Emre şöyle diyor. Güzel bir pehlivan, güzel bir hale sahip, güzel bir vaziyete sahip, Allah-ü Teala’nın birçok güzelliğine sahip, kendi nefsi emaresini yıkmış darmaduman etmiş, o kaleyi dağıtmış, yerine iman kalesini kurmuş, fevkalade bir ruha sahip bir zatı muhterem Yunus Emre:

Kadılar mollalar bile geldiler, 
Kitapların hep bir yere koydular. 
Sen bu ilmi nerden aldın dediler. 
Bir kamil mürşide varmasan olmaz.

Bu beyit devam ediyor, bir Kamili Mürşide varmadan olmaz. Allah’a hamdolsun, şükrolsun biz Kâmili Mürşide vardık. Orda iç temizliği inşallah yaptık kalaylandık, temizlendik. Aynayı didardan seyreyledik. Allah-ü Teâlâ ne lütfu kerem kıldıysa onu yedik, onu içtik. Allah’a hamd eyledik. Allah-ü Teâlâ’yı razı eyledik, Allah-ü Teâlâ da bizden razı oldu. BİZ olmaya çalıştık. İkinci bir kimseyi aramıza koymadık. İkinci kimseyi aramızdan kaldırdık. Namaz, kulun miracıdır. Miraçta yüz yüze geldik. Hz. Allah, Hz. Resulullah Efendimizle görüştüğü gibi, yaklaştığı gibi, ona verilen emirler gibi ALLAHÜ TEALA BİZİ GÖREVLENDİRDİ VE DÜNYAYA DÖNDÜRDÜ. Evet

Hakikat şehrinde bir güzel gördüm

Aklımı fikrimi hep ona verdim

Şemsi kamer oldum dünyaya geldim

İnci yakut mercan dürden ziyade

Evet, lütfu kerem Allah’tan. Âlimlerin birçoğu bir yanılgıya düşmüşler. Bir yanılgı içerisindeler. Bu yanılgıları da şudur. Kuranı Kerim’de Tarık suresini iyi değerlendirmedikleri, Necm suresiyle irtibatlı Tarık suresini iyi değerlendirmedikleri, Hz. Âdem Safiyullaha verilen yükün emanetin ne olduğunu bilmedikleri Hz. Âdem’e verilenin ne olduğunu anlayamadıklarını ve ahseni takvimin ne olduğunu esfele safilinin ne olduğunu, insanların buraya nasıl düştüğünü, buradan nasıl çıktığını bilmediklerinden, anlayamadıklarından kaynaklanmaktadır. Zamanın âlimlerini görebildiğim kadar madde âlimi, yani Allah’ın âlimini bulmak zor. Siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. Allah’ın âlimini bulmak zor. Âlimler feraset sahibi olmalıdırlar. Önünü görmeli, ışık olmalı, milleti aydınlatmalıdır. Âlim, kendini aydınlatamıyorsa, kendi karanlıklar içerisindeyse, vaazlara gidiyoruz: “Sakın” diyor. “Bak” diyor. “Onların söylediklerine bakmayın, inanmayın. Melekler insana görünmezler.” diyor. “Cinler de görünmezler” Var mı bu varlıklar var. “Allah da görünmez, lenterani, demiştir. Sakın bu vesveselere kanmayın. Gaybı da Allah’tan gayrı kimse bilmez.” E mübarek saf vatandaşlarımız da bunlara kanıyorlar. Bunlardan ileri bir adım atamıyorlar. Kafayı çıkarıp da dışarıya bakamıyorlar. Zikrullahı terk ettikleri gibi insanların önüne de set çekiyorlar. İnsanları Allah’ı zikirden alıkoyuyorlar. Bu vebali de ayriyeten yükleniyorlar. Hz. Resulü Ekrem (s.a.v) Cenab-ı Peygamberimizi nübüvvet kapısından, nübüvvet mihrabından, nübüvvet cephesinden, yani şeriat cephesinden görüyorlar. Velayet cephesini ne yazık ki göremiyorlar. Göremediklerini ise inkâr ediyorlar. Mesela Ateist var. Dinsiz, imansız, Laik var. Dinsiz, imansız bunlar. Pek zarar vermez ama dine karşı olanlar var. Bunlar dine zarar verdiği gibi, cahil âlimler de bu dine o kadar zarar veriyorlar. Yani laikler kadar bu âlimler de bu dini rahatsız ediyorlar, bu insanları. Yol kesici oluyorlar, anlamadıklarından kaynaklanıyor. Bilerek yaptığını zannetmiyorum çoğunun. Veya Mısır üniversitesinde selefi okulunda selefilerden aldığı terbiye ilim irfan terbiye üzerine satış yapıyorlar. Ve yahut da İran’da Kum kentinde aldıkları molla oldukları Şialık üzerine Şialığın tahribi de o kadar derindir, bu din üzerinde. Yani İslam o kadar yontulmuş, o kadar tahrip olmuş ki, bir tek namaz kalmış ortada. Benim görebildiğim kadar, ben öyle görüyorum. İhlâs kalkmış edep, hayâ kalkmış, büyüklük kalkmış, küçüklük kalkmış, Kuran kalkmış ismi var sade. Zaten sünnet yok ortada. Herkes yaşadığı gibi inanmaya başlamış. Kadın çıplak dolaşabilirmiş. Böyle saçma bir din var mı, olabilir mi böyle İslam? Tüm vücut hatları görünecek karşısındakini tahrik edecek ve o şekilde namaz kılabilirmiş. Kadın erkek yan yana oynayabilirlermiş. Yapmayın yapmayın, Allah aşkına yapmayın. 28 Şubattan sonra bir ara vardı. Tesettür hakkında layıkıyla bir vaaz dinlememişimdir. Bu insanlara hakikat anlatılmamıştır. Cihat hakkında bu insanlara gerçek anlatılmamıştır. Halen daha yanlışlara göz yumulmaktadır. İslam’ın en ileri gelenleri âlimlerdir. İnsanlığın da en aşağı derecesine düşen âlimlerdir. Bu kadar bir açı içerisindedir. Onlar hakikati bilip anlatmayan dilsiz sağırlar.

Sevgili kardeşim, Hz. Resulu Ekrem (s.a.v)  Efendimizin ruhu Tayyibeleri Cenab-ı peygamberin ezeldir. Nurun ala nurdur. Beden ile buluştuktan sonra, yani zahiri nefsi ile buluştuktan sonra, o gömleği giydikten sonra Hz. Resulullah Efendimize hiçbir karanlık kalmamıştır. Resulullah Efendimiz ondan sonra karanlıkta durmamıştır. Ve zira arkayı da görür, önünü de görür. Her tarafı görür bir hale gelmiştir. Herkesin halini bilmiş ve herkesin fıtratına göre tesbih ve nasihatte bulunmuştur. Hadisi şerifleri buna göre rivayet etmiş söylemiştir insanlara. Zikir hakkında telkinlerde bulunmuştur. Birçok hadisi şerif vardır buna göre. Herkese lazım olan ilacı ona tebliğ etmiştir. Onun, o insanların yaralarını sarmıştır. Zaten Cuma suresinde de beyan ediyor. “Ümmiler arasında biz, bir ümmi peygamber gönderdik.” Çok bir şey mi yani. “Onlara ilmi hikmeti okuyor onları temizliyor. Ve daha birçok insan var ki onlara ulaşmamış ve bundan önce cahiliyetin karanlıklarındaydınız.” diyor Hz. Allah ayeti kerimede Resulü’nü, Nebisi’ni anlatırken o aynı o gün yaptığı görev gibi bugün de aynı görevi yapmaktadır. Kıyamete kadar yapacaktır, kıyamete kadar mesajı gelecektir. Bugün bir iki kitap meydana sürdük. Resulullah Efendimizin şefaati, Allah-ü Teâlâ’nın hidayeti, erenlerin himmeti ve hakiki hak âşıklarının muhabbetiyle. Ve bazı gözü kör olanlar, ileri geri laf söylemeye başlamışlar. “Ya nerden bulmuş bu adam da nerden konuşmuş, nasıl olur? Cin ile konuşuyor adam görüyorsun değil mi? Cin adamı gezdiriyor, konuşturuyor, şeytan seni hoplatıyor, söyletiyor da yani Allah’ın adamları konuşamaz mı? Basiretsiz kör! Allah’ın adamları konuşamaz mı? Buna acizlik mi var. Ha, muhabbet! “Görenle görmeyen bir midir.” diyor Hz. Allah. Gözün kör ise, görenin mi suçu var. Yoksa senin bir noksanın mı var. Hadisi şerifte Resulullah Efendimiz buyuruyorsa: “Âşıkların gönlü arşı rahman, söylediği hikmettir. Levhi mahfuza göre gönül yaratılmıştır. Levhi mahfuz içindedir.” Sen bunu göremiyor, bilemiyorsan, senin bu ruhlardan haberin yoksa meleklerden haberin yoksa bu âlemi ervahtan haberin yoksa haberi olanın suçu mu var! O gün Resulullah Efendimize neyi ithaf (iftira) etmişlerse bugün yine aynı şeyleri konuşuyorlar, söylüyorlar. Çünkü İslamiyet’ten kopmuş, cahiliyete dönmüş, basiretsiz kalmış insanlar. “Öyle söylüyor hocam.” diyor. “Gaybı, Resulullah Efendimize Allah bildirmedi. Siz nerden bileceksiniz?” “Çüş!” dedim. Kusura bakmayın, böyle denir. Çünkü adam olsa, bilir. Adam olmadığına göre bilmiyor, farkında değil. Resulullah Efendimiz kıyamete kadar olacaklardan haber vermiştir. Hadisi şeriflere bakarsanız, incelerseniz. Fakat anlaşılmayan tarafı vardır. Anlayamadığınız, hadisin anlaşılmayan tarafı yoktur. Anlayamadığınız taraflar var. Bir, zahire göre söylenilmiş hadis var. İki, manaya göre. Manada gördüğüne göre söylemiş olduğu hadis var. Mesela, deccalların sol gözleri üzüm salkımı gibidir. Siz adamların gözüne bakarsınız, üzüm salkımı var mı, gözü dışarıda mı, deccal mı? Bunlardan daha büyük deccal mı var ya. Bu, basından büyük deccal mı var? Misal yani. Hepsi deccal duruyor. Şu köşe yazarlarının birçoğu, dini esasları bozanlar, deccal değil nedir yani? Apo deccal değil nedir yani? Adamın hala sol gözüne bakıyor ki gözü dışarıda mı, değil mi? Yahudi ve nasaraları dost edinip, İslama saldıranlar, deccal değil nedir? Tağutun askerleri değil de nedir bu insanlar? Bakın gözüne, görebilir misiniz? İşte, o gören gözünüz olsa, o melekleri gören gözünüz olsa, manayı gören gözünüz olsa, onların gözlerinin dışarıda olduğunu görürsünüz. Yani manen onları deccal olarak görürsünüz. Hakikatini görürsünüz. Zahirde görünmüyor. Ama şimdi Müslüman’ı Müslüman görüyorsun, hoca görüyorsun. İmam cübbe giymiş, namaz kıldırıyor. Onun gizlediğin haçı göremiyorsun değil mi? Göremezsin. Çünkü gözün yok.

Abdulhalık Gücdevani hazretlerine bir sofivari zat gelmiş. Biraz sohbetini dinledikten sonra o genç, zata sormuş: “Hocam bir şey sorabilir miyim?” demiş. “Sor.” demiş. “Feraset nurundan bahseder misin bize biraz?” demiş. “Evet.” demiş. “Senin zünnünün var.” demiş. “Zünnünü kırmamışın, sünnet de olmamışsın.” “Yok böyle bir şey. Yani yalan söylüyorsun.” Böyle şeylerle bazen karşılaşıyoruz. Dervişlere demiş: “Bakın şuna.” Bakmışlar, haçı boynunda gizli. Senin gizliden gizli haçın var, canım ciğerim. Böyle sadece boynuna asılan tahta haç değil, senin asıl haçın var. İnkârın var daha. Ama namaz kıldırıyorsun. Laik devletin laik memuru olmuşun. Hakikat ehlini tenkit ediyorsun. Evet, Cenab-ı Peygamberin bir hadisi şerifi var. İleriyi görerek söylediği birçok hadisi var. Bir hadisi: “O gariplere selam olsun!” Ashap sorar: “Ya Resulullah biz miyiz?” Resulullah Efendimiz: “Yok, onlar kıyamete yakın çıkarlar. Garip bir cemaattir. Onlara selem olsun. Onlar benim kardeşimdir. Siz benim ashabımsınız.” Resulullah Efendimiz şu mesajı vermiştir. Velayetten haberi olmayanlar ve yahut da tenkit edenlere söylüyorum, son mesajları bunlar zaten Resulullah Efendimizin. Diyor ki: “Ey halkım, ey ümmetim, ey ashabım! Ben Allah’ı Mevla edindim. Siz de beni Mevla edinin.” Diyor. “Beni sevenler Ali’yi Mevla edinsinler.” diyor bak. Ve “Benim soyum Ali’den yürüyecek. Hasan, Hüseyin benim cennet reyhanlarımdır. Ben Ali’denim, Ali Ben’den” diyor. Şimdi bu hadisi şeriflere, fazla hadis söylemeye gerek yok, Muaviyenin ve Ehli Beyte tavır alanların durumlarını siz tefekkür edin. Böyle konuşmakla: “Hocam, acep Dursun Baba’nın da ayağı o tarafa mı kayıyor? Şeri şeriatın üzerinde hiçbir yolu tasvip etmiş değiliz. Şeriatta tarikatın içindeki şeriattır. Şeriatın dışındaki tarikatı da kabul etmiyoruz. Ehlisünnet vel cemaat üzerine olmayan bir cemaati de kabul etmiyoruz. Ehlisünnet vel cemaat üzere olması gerekir. Bunun üzerine elli bin Ehli Beytim dese onu da kabul etmiyoruz. Efendim biz Ehli Beyt vakfıyız da, Ehli Beyt toplantıları yapıyoruz. Fakat biz DTP (BDP)ye de oy veriyoruz. “Ben sizi kabul etmiyorum.” dedim. Sizin Ehli Beyt olduğunuza da inanmıyorum. Milleti de kandırmayın. Evet, milleti de kandırmayın. Ehli Beyt olduğu günden bu yana hiçbir yalan söylenmemiştir. Her zaman haksızlığa karşı durmuştur. Sen zalimin yanında olacaksın, yalan söyleyeceksin. Dini eğip bükeceksin, ben Ehli Beytim diyeceksin. Ehlisünnet vel cemaat üzerine yaşamayacaksın. İmamı Cafere göre yaşamayacaksın. Efendim Zeynel Abidin’e göre yaşamayacaksın. Hz. Ali’ye göre yaşamayacaksın. Hz.12 İmamlara göre yaşamayacaksın, ben Ehli Beytim. İşte ben buna “çüş” derim. Sen ne dersen de bana, ben öyle derim. Ferasetsiz adamın birisin demek ki. Aldatılmışsın, yanlışa düşmüşsün demek ki. Kerbela’da neden şehit oldu Hasan, Hüseyin Efendimiz? Şu asil duruşa bir baksana! Haksızın yanında olmaktansa şehit olmayı ben tercih ederim. Dünyanın üstündense, altı daha iyidir o insanlar için. Üç kuruş bir mesele için yamulma. Adam gibi adam ol. Ehli Beytsen, Ehli Beytin tavrını takın. Evet, hadisi şeriflere baktığımız zaman, evliyayı Zişan pirlerimizin işaretlerine baktığımız zaman, verdikleri tarihe de baktığımız zaman, Hz. Seyyid-ül MEHDİ ÇIKMIŞTIR. Bunu bekliyordunuz. Ben de onu söyledim. ÇIKMIŞTIR. Ama gözün varsa görürsün. Gözün yoksa kafana da vursa, senin onu görme şansın yoktur. Ezeli nasip varsa ve öyle diyor onlar. Öyle diyor, bir zamana kadar belirli bir çevrenin dışında, onu kimse tanımaz, kabul de etmez, kabul de edemezler onu. Akademik insanlar da kabul edemez, âlimler de kabul edemez ve yalnız bırakılır. Ve o davasının ehlidir, davasını yürütür. Onu nasıl tanıyacaksınız? Vicdanen düşünürseniz, meseleyi Allah ve Resulune sunarsanız, onu tanıma şansına sahip olursunuz. O denli bir siyasete bulaşmışsınız ki, o denli bir çamurlaşmışsınız ki, o denli bir kirlenmişsiniz ki sizde vicdan da kalmamış. Yani vicdanen düşünecek bir durumunuzda yok. Adam rüyasında gördüğü halde inkâr edebiliyor, tenkit edebiliyor. O kadar ki vicdanlar kararmış. Kendi üstünü açmak, yine kendisine mahsustur. Kendisini tanıtmak yine kendisine mahsustur. Hz. Mehdi Resul arkadaşı Hızır a.s, İlyas a.s, İsa a.s, Yuşa a.s rehberi de Hz. Muhammed’dir. Ruhu da Hz. Muhammed’e kardeştir. Aynı bir elmanın iki yarısı gibidir. Anlayabildiyseniz. Ama söylediğim gibi gözünüzü perdelemişler. Siyasi perde var gözünüzde. Kalbinizde kir var. Öyle kolay kolay seçeceğinizi zannetmiyorum.  Kolay kolay göreceğinizi zannetmiyorum. Ta ki o, evinizin içine girip beyninize zumlayana kadar. Evet. O, gönül evinize girip beyninize zumlayana kadar onu göremezsiniz bile. O kadar ki kirlenmişsiniz, İslam’dan uzaktasınız. Kendinizi Müslüman saymaktasınız, cemaat saymaktasınız, lider saymaktasınız, mürşit saymaktasınız. Haçlarınız bir ocak yakar. Hepiniz dünya peşine düşmüşsünüz. Çuvalı doldurma hesapları yapıyorsunuz. Allah’ın davasına baktığınız yok, gördüğünüz de yok. Bu kadar kan akıtılıyor. Bu kadar devletler yok oluyor. İslam yok oluyor. Hiçbir Müslüman Türkiye’den sesini çıkaramıyor. Ve üstelik Haçlıların yanında yer alıyor. Bu nasıl İslam anlayışıdır? Bu nasıl Müslümanlıktır? Daha evvel de söyledim, söylüyorum da. Onları, Resulullah Efendimizin diliyle, lanetliyorum. Bilmeyenler müstesna. Bilmeyerek oy vermiş. Müstesna. Ama bilerek oy verenleri lanetliyorum. Bugün Siyonize hizmet ediliyor. Evet, bak Suriye de parçalandı. İsrail’e peşkeş çekilecek. Teröre peşkeş çekiliyor. Allah Allah. Hiç beklemediğiniz gün o sizin ensenizden tutacak, o sizin ensenizden yakalayacak. Beklenmedik gün de beklenmedik bir cemaat. Hz. Resulü Ekrem (s.a.v) Efendimiz Cenab-ı Peygamberimiz 13 sene Mekke’de cemaatini aradı. Kendi tayfasını aradı. En son ümidinin koptuğu günü buldu onları. Ve hemen Medine’ye hicret eder etmez harekete geçti. O, bilir zamanını. Bu ruh meydandadır ama. Bunu bilesiniz. Hz. İsa da yanındadır. Demiş: “İsa etti zuhur, görmedinse sendedir kusur.” Ayrı ayrı ruhlardır. Bazen ruhları birleşebiliyor, bazen de ayrı ruh olarak görünüyorlar. Allah yar yardımcınız olsun. Bu konuda bir kitap hazırlıyorum. 12 İmamlar Seyyid-ül Mehdi Resul. Bütün incelikleriyle O’nu anlatmaya çalışacağım inşallah. Gördüğüm kadarıyla.

El- Fatiha

HAK VE HAKİKAT PARTİSİ GENEL BAŞKANI

SN. DURSUN GÜNEŞ



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   6342 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın