Biz hayalperest değiliz. Hayal peşine gitmiyoruz. Biz, olacakları söylüyoruz. Allah’ın izni, lütfu ile o fetih, müyesser olacak!



Biz bu gemiyi menziline eriştireceğiz.

 

Bizim üç hedefimiz var:

1.  İslam âleminin kurtuluşu.

2.  Bozulan dünya düzenini, nizamı, intizamı yeniden kurmak.

3.  Bu, oluşacak oluşumu da adaletle yürütmek.

 

Biz hayalperest değiliz. Hayal peşine gitmiyoruz. Biz, olacakları söylüyoruz. Allah’ın izni, lütfu ile o fetih, müyesser olacak! “ İnna fetahna leke fethan mubina.” “İza cae nasrullahi vel feth.” Bu fetih, olacak. Biz, bu fethin olduğunu gördüğümüz için, Allah-ü Teâlâ’nın lütfu keremiyle gördüğümüz için biz, olacaklardan bahsediyoruz. Hayal dünyasında gemi yüzdürmüyoruz. Biz, Kamil-i Mükemmil olarak imanın doruk noktasından, Allah’ın lütfu keremiyle, Ruhu ile, Ruh ile, Nefahtumin Ruhu’nun tecelliyatı olduğu zamanlar da oluyor....

Bu Ruh ile mana âlemini tasavvuf olarak künyesine, bünyesine almıştır bu Ruh. Bu Ruh, hayata geçmiş, dünyaya yeni biçim vermek için vazife almıştır bu Ruh. Ve bu Ruh, bütün mana âlemindeki mana ehlini uyandırmıştır. Onlar zamanını bekliyor.

Bu, Allah’ın davası! Allah’ın dinine kasteden, dinini ortadan kaldırmak için harekete geçmiş haçlılara karşı bir Ruh’un hareketidir bu!

Şu an % 30- % 40 Tayyip’in oylarını temsil eden Biziz zaten. Asıl kitle, ana çekirdek Biziz. Tayyip’i ayakta tutan da Biziz. Onu, oraya getiren de Biziz. Onu yıkacak da Biziz! Bu, Ruh’un işi. Ruh’un, kemalatın, insanlara: “Biz, şuradayız.” demesidir. Veyahut o insanlara görünmesidir, onları çağırmasıdır. Biz: “Hadi, gidin yatın.” demişiz gidip yatmış O Erler. Şimdi Biz: “Kalkın! Hareket başladı.” diyeceğiz. Kalkıp, harekete geçecekler. Zamanı geldi. Biz, bu hareketle % 20’lerin üzerinde bir potansiyel bekliyoruz. Allah esirgesin, eğer ortalığı karıştırırlarsa % 80’e çıkabiliriz, bakın. Doğrudan iktidar, doğrudan hilafet ortaya gelebilir. Biz, Osmanlı Ruhu dediğimiz zaman hilafeti, kastederek söylüyoruz. Bütün İslam’ı bünyesinde toplayacak bir Ruh’tan bahsediyoruz.

Tayyip, bu işin içinden çıkamadı çıkamaz da. Ben halkıma da sesleniyorum! Bu insanı kurtarmak, sizin elinizde. Bu insan, belki birçok işi isteyerek yapmıyor. Yaptırıyorlar. Mafyanın eline geçmiş, terörün eline geçmiş. Terör olarak hareket ediyor. Terör ile aynı hareketi yapıyor. Terör ne ise Ak parti o! Terör eşittir, Ak parti. Ak parti, eşittir terör! Amerika terör, Amerika ile olanlar terör ve Ak parti hükümeti terör. Aynı işi yapıyorlar beraber. Kendi konuşmalarını söyleyeyim: “Biz, Amerika ile aynı, paralel hareket ediyoruz.”

Eğer Oslo görüşmeleri hayata geçerse Güneydoğu kan gölü haline döner. Ben olsam, bu olayın sorumlularını mahkemeye çağırır, hesap sorardım. Ben olsam, bir daha yeniden Apo’yu mahkeme eder, Apo’yu asardım. İşte, idam yasasını geri getireceğiz, dediğimiz hususlar bunlar. Hiç kimse, Derebeylik yapamaz. Bu memlekette, kimse kimseye üstünlük yapamaz. Kanun önünde herkes, eşit olmalıdır. Kısasa kısas, muhakkak konmalıdır. Kimse kimsenin ağası, beyi değil. Herkes, kanun önünde eşittir, eşit olmalıdır.

Ben 17 Aralığı araştırdım. Olay şu: Bunlar İran’a karşı tavır almaya başladılar. Hatta 2004’lerde Sayın Gül’ün bir ifadesi var: “Zaman gelir, İran’a kapımızı kapatırız.” Patriotların gelmesiyle iş ciddileşince, Suriye kaosu ortaya girince, İran’a karşı tavır almaya başladılar.  İran, her zaman kelek siyasetini (acem oyununu) yapar. Petrol kaynağı adı altında bir grup mafyasını, ajanını Türkiye’ye soktu. Türk milletinin, Ak Partinin zaafından istifade etmeye başladı. Bakanlara hesapsız para dağıtmaya başladı. Bu, bir kişinin işi değil. Bunun arkasında İran devleti var. Ve İran devletini yıkmak isteyen, onlara karşı tavır alanlara bakın. Hangi siyasetle karşılık veriyor. Bakın ne yaptılar? Bakanların çoğu bu pisliğe bulaştı. Ondan şaşırdılar. Şaşkına döndüler. Böyle, ne yapacaklarını bilemediler. Kasetlerin bir kısmı çıktı. Bir kısmı, daha çıkmadı. Birilerini buldum dedim ki: “Niye çıkarmadınız kasetleri? Niye yıkmadınız?” Dediler ki: “Ortalığın çok karışacağından dolayı, Türkiye’nin büyük zarar göreceğinden dolayı yapmadık. Biz, bunun ceremesini yine biz, çekelim.” O taraf, daha kahraman. “Türk milleti bunun cezasını çekmesin.” deyip, geri durdular. O kasetler, hala duruyor. İran’ın güzel hanımlarını da bunlara peşkeş çektiler. O kasetler de var bunun arkasında. Onun için Hükümet, ne yapacağını bilmedi. Bu kadroyu, bütün tuttu. “Paralel Yapı” adı altında, hani bir ara “Hizbullah” adı altında Müslümanlara eza cefa yapıyorlardı ya. Şimdi de “Paralel Yapı” adı altında, eza cefa yapıyorlar. “Siz, bizim kirli işlerimizi niye açığa vurdunuz”? Asıl olay, budur. Veyahut öbürlerini açığa vurmasınlar, önlerini keselim. Şaşkınlıkları budur. Bu kanunları sürekleri değiştirmeleri budur. Kendilerine siper duvar çekiyorlar. 

 



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   1174 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın