Efendimiz Dursun Güneş'in 2015 yılına ait İhvana ve İslam Ailemine Son Nasihatı

HAK ve HAKİKAT, İslam Aleminin Ruhani Lideri Değerli Büyüğümüz Dursun GÜNEŞ - Seyyid Muhammed Ali Hazretlerinin Tüm İhvan-ı Dine, İslam alemine, idarecilere, halkımıza nasihatini istifadenize sunuyoruz.       

         

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

Elhamdülillahi Rabbil alemin essalatü vesselamu ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

Allah’ın selamı Üzerinize Olsun

Geceniz mübarek olsun. Senelerdir gelip gidiyoruz bu kapıya. Bu kapıdan beklentilerimizi var. İrşad olmaya geliyoruz. Ama bir türlü dertlerimizden kurtulamıyoruz. İstediğimiz verimi alamıyoruz. Nedenini araştırıyoruz. Onu da pek bulduğumuz yok. Zikir yapıyoruz. Zikrinde faziletine tam olarak ermiş değiliz. İstenildiği şekilde zikirden de istifade edemiyoruz. Onun da tam ne anlama geldiğini anlamıyoruz bilemiyoruz. Her şeyden yoksun görünüyoruz. Çünkü istenilen Kemalata erememişiz. Yani istenilen yere gelememişiz. Hasta koyunlar olur böyle sürünün peşine gider bazen çöken bazen kalkan yaralılar olur onlar gibi işte. Bir yatıyoruz, bir kalkıyoruz, bir geliyoruz, bir gelmiyoruz. İstenileni elde edemiyoruz. Devamlı dilimiz döndüğü kadar vuslat yolunu anlatmaya çalışıyoruz bizde. Anlatmakta sıkıntı çektiğimizi zannetmiyorum. Ama anlaşılmada, yanlış anlaşılma belki olabiliyor, sıkıntı olduğunu zannediyorum. Birçoğunuz aklı bizimle değil. Yani sohbette değil. Günü gün etmek. Bazısında bir alışkanlığı yerine getirmek, bazısı zaten dolu kap ile geliyor. Kendi sevdalılarıyla, kendi dertleri ile geliyor. Yani kabı boş gelmiyor. Doldurup gidemiyor. Daha büyük anormallik de, büyük bir fitne fesadın Hanımların tarafından dedikoduya düşmeleri, bunlar herhalde erkeklere de yansıyor. Bu da ayrı bir hastalık rahatsızlık veriyor. Bunlara yol verirseniz bunların önü alınmaz. Bunlara ön verirseniz bunları dinlerseniz bunların önü alınmaz. Nerde konuştu orada susturacaksın. Kadın dedikoduya bulaştıysa önü alınmaz. Onu dinleme lütfunda bulunursan, o her türlü seni dinletir. Hele yalanı da varsa, seni yalanlarına alet eder. Dedikoduyu da yalanlarına alet eder. Çürümüş, senide çürütür, çürütmeye çalışır. Bunun için dertleriniz bir türlü iyi olmaz istenilen sağlığı elde edemeyiz. Onun için Mana’nızda açılmaz, muhabbetiniz de kısırlaşır, hastalık başlar. Yani hasta iyi olacağına hastalık artmaya başlar, yaralar çoğalmaya başlar. Dertler çoğalmaya başlar. Hani tedaviye gelmiştik, tedavi olacağız. Yaralarımızı iyi edeceğiz. Burası bir havuz burada yıkanacağız. Burada dedikodu yapılmaz. Burada dedikodu yapılmaz. Bir İhvanın evinde de dedikodu yapılmaz. Yapılmaması lazım. İhvan Zikr ile meşgul olması lazım. Kuran ile Meşgul olması lazım. Allah (cc) ile meşgul olması lazım. Allah (cc) dan gayrısını atmaya çalışması gerekir. Dedikodu peşine düşemez. Böyle bir insan fitneye dönüşür. Her tarafı allak bullak eder karıştırır. Kalp istenen ahengi alamaz. İstenen aheng üzere çalışamaz. Böyle bir şeye yol vermeyin ön vermeyin. Kalbimize zikri indirdik. Kalp Allahu Tealayı Zikrediyor. Kalbin zikrini duyuyoruz. Kalbin zikrini vücudumuza yayabiliyor muyuz? “La mevcude illallah, la maksude illallah, la mahbube illallah” deyip fani dünyayı terk edebiliyor muyuz zikrimizde? İllallah’da Allahu Tealayı “Bir”leyebiliyor muyuz? Ondan gayrısını terk edebiliyor muyuz? Vücudumuzun her azası ile Allahu Tealayı zikredebiliyor muyuz? Vücut ülkemizi teslim alabilmiş miyiz? Zikrimizle istila yapabilmiş miyiz? Kalp zikrediyor. Ama diğer yandan nefis ne diyor? Terör estiriyor. Yani bir tarafını istila etmişsin tamam, kalbe hakim olmuşsun kalbi zikrettiriyorsun. Ama gel diğer yandan nefsi ıslah edememişsin. Ortadoğu gibi kaynıyor. Bütün vücut ülkesini teslim alır, oraya teslimiyet bayrağı, tevhit bayrağını çekebilirseniz rahat edebilirsiniz. Bir bölgeyi kurtarmakla kurtulmuş sayılmazsınız. “Müminler Kurtuluşa ermişler.” Ayeti kerimesindeki esrar budur. Nefisinin elinden kurtarmak, şeytanın şerrinden kurtarmak, şeytanlaşmış insanların şerrinden kurtarmak, dünya sevgisinden kurtarmak, Allah (cc) den gayrı bütün varlıklardan kurtulmak demek. Kurtuluşa ermiş kimselerdir bu. Öyle diyor Allahu Teala. Eğer bölgemizi kurtaramamışsak, bir bölgeyi kurtarmışsak o müminler vasfına, müminler ayetine erişememişiz demektir. Yani Mümin değilsin daha. Ya Mümin değilsen Münafıksın. Ya Şeytansın, Nefsi Emmare de hayvani sıfatlardasın. Ama Mümin değilsin demektir. “Mümin olanlar o kimselerdir ki; namazı huşu içerisinde kılarlar.” Ortamın allak bullak ise, fitne fesad dolaşıyorsa, vücut ülkesini tamamen zapt edemediysen, tevhit sancağını tepeye dikemediysen, akıl ile kalbi birbirine bağlayamadıysan, bütün vücudu bir yapamadıysan, ikilikten kurtulamadıysan, dünyayı terk etmediysen ve yahut terki terk edemediysen huzurdan söz etmek yanlış olur. Müminlikten söz etmek de yanlış olur. İddialı olmaz. Niye? Bazı bölgeler kurtulmuş, bazı bölgeler kurtulmamış. Bu da sancı yapıyor, soğukluk yapıyor. Ve bu gibi şeylere de kulak verdiğiniz zaman iyice muhabbetiniz soğuyor kaçıyor. Ve iyice işten uzaklaşıyorsunuz. Başka bir havaya bürünüyoruz bu sefer. Dedikodu merkezi haline geliyoruz. Olmaz kesinlikle! Bir kardeşin birini görseniz dahi onu, ondan men etmeniz lazım. Buraya gelen kardeşimiz oturur bir köşeye, tesbihatını çekmek isterse oturur tefekkür eder tesbihatını çeker. Kuran okumak istiyorsa, alır oradan kuran okur. Kitap okumak istiyorsa, kitap okur. Nasihat dinlemek istiyorsa, oradaki kardeşlerden nasihat dinler. (sorar) “Şurada şunu görüyorum bu düğüm nasıl çözülür?” o da, o konu hakkında biliyorsa izah eder, yoksa “bizim bir büyük abimiz var, falan abimiz bu işi çözer, kardeşim otur o gelince sorarız beraber” demesi lazım.  Hep birbirinizi anlayışla karşılayıp, birbirimizin derdine deva olmalıyız. Kardeşlik şuuruna erişmeliyiz. Allah esirgesin dedikodu bir girerse dedikodu fitne İslam’ı birbirinden ayırmış bölmüş, şu anda İslam’ı param pörçük hale getirmiş. Saman çöpü haline getirmiş. Hiçbiri bir işe yaramaz hale gelmiş. Hepsi kafirin çizmelerinin altında eziliyor, sömürülüyor. Namusunu da kaybetmiş. Haysiyetini de kaybetmiş. Şerefini de kaybetmiş, her şeyini kaybetmiş. Tevhidini de kaybetmiş. Kaçıyor! Nereye kaçıyor? Kafirden kaçıyor, kafirin kucağına kaçıyor. Nereye kaçıyor? Kurtulmuş bölgeye mi kaçıyor? Kafirden kafire kaçıyor. Kafirden medet umuyor. Bir günahtan kaçıyor birine bulaşıyor. Neden böyle yapıyoruz? İmanı hakikati kaybetmişiz. Salih ameli bilmiyoruz. Salih amel işlemeyi bilmiyoruz. Salih ameli kaybetmişiz. Takliti bir iman içerisindeyiz. İşte Vahabilik, selefilik, şialık, alevilik, bektaşilik, falan tarikat, filan tarikat hepsini kattık karıştırdık içinden bir Hakikat çıkaramadık. Çıkmaz zaten! O kadar ki yozlaştık. Nasıl ki; üç bin kişi bir camiye doluyor, içinde bir rekat namaz kılacak babayiğit çıkmadığı çıkamadığı gibi. Bir namaz kıldıracak hoca, dolaşsanız dünyayı kaç tane namaz kıldıracak bir hocaya rast gelebilirsiniz hakikatte. Bir imam takva sahibi imam bulamadığınız gibi, bir takva sahibi Müslüman da bulmanız çok zordur. Onun için insanlar hep çöpleşmiş. Müslümanlar hiçbir işe yaramaz bir hale gelmişler. Çoğu cemaatler bakıyorsun bir menfaat zinciri oluşmuş. Menfaatten birbirlerine dostluk bağlamışlar. Ama menfaat bozulunca bakıyorsun ortalık toz duman olmuş. İşte en %5 - %8 i vardı Adamın. Şimdi kaçta kaçı kaldı Adamın? Belki %10u da vardı, ortaya çıksa rahatlıkla %10u vardı Adamın. Ne oldu? Niye böyle oldu? Evet Adaleti kullanamadığından. Tevhid akidesine uymadığından. Yahudi ve Nasaraları dost edindiğinden. Dinden taviz verdiğinden, dini anlayamadıklarından, anladıkları halde yaşamadıklarından kaynaklanıyor.

Eğer bu taraftaki Hadisi Şeriflere baksalardı, o zaman ne kadar yanlışta olduklarını görecektiler. Ama kendi doğrultularında gittiler, kendileri bilirler, onlardan başka kimse bilmez, sadece Müslüman kendileridir. Böyle diyenleri çok gördük ve sonu da gördünüz nasıl oldu. Allahın (cc) ipinden başka Müslüman’ın tutacağı başka bir ip var mıdır ki? Allah (cc) ve Resulünden başka Kutsi Penah var mıdır ki? Sen gidip Papa’ya dahi Kutsi Penah diyeceksin, sonunu göreceksin. “Allah’tan gayrı size ne bir dost ne bir yardımcı erişir. Allah sizi terk eder” diyor Allahu Teala.  Ama Allah (cc) arabayı ne zaman dağdan uçuracağını Allah (cc) bilir. Nihayet aynı akıbete düşmeleri bekleniyor. Bekliyoruz değil. Bekleniyor. Çünkü yanlış yapanlar aynı akıbete düşmüşlerdir de ondan. Çünkü Allah’ın (cc) ona karşı vaadi var. Ayeti kerimesi var, Hadisi Şerifleri var. Onlara dayanarak söylüyorum.

Biz de ailelerimizi, ev temelimizi sağlam bir temel üzerine koyamazsak binayı inşa edemezsek huzursuzluk bizi alır. Oturup bir doğru zikir yapamazsın. Bir doğru muhabbet yapamazsın. Bir doğru sohbet yapamazsın. Bir doğru konuşamazsın. “Herkes güttüğünden sorumludur.” Herkes sorumluluğunu bilmelidir kardeşlerim. Sevgi muhabbetten taviz veremeyiz. Kardeşliğimizden taviz veremeyiz. Kur-an’dan taviz veremeyiz. Din’den taviz veremeyiz. Hak’tan, Adalet’ten taviz veremeyiz. “Gelen gelsin saadetle, giden gitsin selametle.” “Ne gelene seviniriz ne gidene üzülürüz.” Biz Hakkı İrşad için gelmişiz. Dedikodu yumağı sarmaya değil! Hakkı İrşada gelmişiz buraya. Herkes kendisine çeki düzen versin! Kimse, kimsenin muhabbetini kaçırmaya hakkı yoktur. Kimse, kimsenin arabasının önüne taş koymaya hakkı yoktur. Kimse, kimseyi gıybet etmeye hakkı yoktur. Müslüman’ın Malı da, Namusu da, Irzı da Müslüman’a Haramdır. Biz pehlivan görünüyoruz. Sırası geldiği zaman Aslanız diyoruz. Ama önümüzdeki aslanları gömüyoruz. Ashab-ı kirama bakmıyoruz. Nasıl bir kardeşlik yaşamışlar, nasıl bir İslam yaşamışlar, nasıl meydanlarda aslan oluşlar, nasıl kükremişler, nasıl zaferler kazanmışlar, nasıl cömertlik yapmışlar, nasıl kardeşiyle bölüşmesini paylaşmasını bilmişler? İslam’ı nasıl yaşamış? Nasıl sergilemişler? Evet, o hale geldiği halde fitne çıkınca dayanamamış çoğu. Ve nihayet birbirine vurmuşlar. Biz zaten fitnenin ortasındayız. Bundan büyük fesat mı olur daha, bundan büyük deccal mı olur daha. Bundan büyük fasık bir kavim mi olur daha. Hz. Adem’den bugüne işlenmiş günahlar bu kavmin üzerinde mevcut. “Allahu Teala niye böyle yapıyor?” Ya siz niye böyle yapıyorsunuz? Siz Müslüman iseniz Neden Allah’a uymuyorsunuz? Neden kitaba uymuyorsunuz? Siz evvela kendinize sorun.”Allah (cc) niye böyle yapıyor” muş, “niye bunu önlemiyor”, Evliyalar görmüyor mu?”, ”Evliyalar niye önlemiyor?” böyle sorularla çok karşılaşıyorum. Yahu Sen Müslümanlığı yaşadın da Allah (cc) seni mahrum etti? Yok. Konuşma hakkın var mı ya. Bütün kebair günahların hepsini işlemekte mevcuduz. Bugün neredeyse faiz işlenmedik bir kapı kalmamıştır. Faiz kebair günahlardan. İmanı söndürecek bir ateş. Zina ortalığı almış kasıp kavuruyor. En fazla geri çekilenler yine gözlerini muhafaza edemiyor. Niye? Yetersiz. Nefsine sahip çıkamıyor. Çok rahatlıkla kadın kocasına yalan söyleyebiliyor. Ve bunu da bir hüner sayıyor. “Ben böyle konuştum böyle aldattım onu, uyuttum onu” diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yalan üzerine bina kurulabilir mi? Yalan olan yerde iman durmaz. Yalan ile İman bağdaşmaz. Soruyorlar Rasulullah Efendimize “Müslüman yalan söyler mi?” Asla! Diyor. Yalan söylüyorsa Müslümanlıkla bir ilgisi yoktur demektir. Öyle tesettüre girmekle Müslümanlık olmaz. Müslümanlık Hakkı yaşamakla olur. Doğrulukla olur, Adaletle olur, Namusunu, Irzını muhafaza etmekle olur. “e ne yapalım zaman bozuk ancak bu kadar giyindirebiliyoruz, böyle dolaştırıyoruz.” Allahu Teala zamanın bozuk olduğundan dolayı seni affedecek, ben söyleyeceğim O’na İnşallah, öyle mi olacak nasıl olacak yani?  Yani Kuran’ı Kerim Kıyamete kadar baki değil mi? Geçen gün birisine dedim ‘evine lanet yağmaya başlamış lanet!’ Sen o kadar Allah’ı zikret ki, bu yanda da çocukların var bak çırılçıplak onları üniversiteye gönderiyorsun, üniversite okuyacaklar diye. Utan Allah’tan kork! Onları siz o hale getirdiniz, onların annesi babası sizsiniz. “Oooyyyy Bababa”   ooyy Babası yok o kadar anlattı duymadınız duymamışsınız duysanız nasihat alsanız böyle yapmazdınız. Böyle bir şey yok kesinlikle. İslam-Tesettür. Müslümanlara tesettür emredilmiştir. Ne Hasan’ın emri, ne Hüseyin’in emri ne de hiç kimsenin emri. Zikri Allahu Teala telkin etmiştir kullarına. “Ey iman edenler Allah’ı çok zikredin sabah akşam tespih edin.””Namazı kılıp bitirdikten sonra ayakta iken otururken yan üzerine yatarken Allah’ zikrediniz” her namazın peşinde. Usul ve üsluplara uyan kardeşlerimizin bir sancısı olur mu? Mutmein olan kardeşimizin, kalbi mamur olan kardeşimizin Bir sıkıntısı olabilir mi? Hiç gölü bulandırmayalım. Mikrop taşımayalım. Allah’tan (cc) huzur isteyelim. Saadet isteyelim. Bunun içinde nefsimizle cihad edelim. Samimiyetle ihlasla Allah’ın (cc) ipine sımsıkı sarılalım.  Allah (cc) bize neyi emretmişse onu yapalım, neyi nehyetmişse ondan kaçalım, yolumuzu yürüyüp vuslatımıza erişelim. Taklitçiliği bırakalım. Şekil Müslümanlığını bırakalım.  “Şu böyleydi”, “bu böyleydi” ona buna bakmayalım. Kuran örnek. “Sizin için, Allah’ı (cc) zikredenler için Muhammed Mustafa (sav) örnektir.” Bakın örneğinize nakışınızı ona göre dokuyun. Allahu Teala başka örnek göstermiyor. “Muhammed Mustafa (sav)” diyor, “Allah’a inananlar için, kıyamet gününe inananlar için, Allah’ı zikredenler için örnek benim habibim edibimdir”  diyor. “Efendim o bir peygamberdi ya nerden biz aciz bir kul.” Kulu anlatıyor kulu, kulu anlatıyor. Kulu böyle istiyor Allahu Teala. Kuran böyle yaşanır, bunun yaşama şekli budur. Canlı kuran budur, yaşantısı budur. Kafana göre değil. Onun kafasına göre değil, Şianın kafasına göre değil. Kuran’a göre...

Allah esirgesin şeyhinizi şeytan aldı çarptı şeytan, şeytan kimi yoldan çıkartmadı ki, şeytan çarptı Adamın şeyhini, hala şeyhim mi diyeceksin ona. Yani hakiki yolu yaşamıyorsa, hakikati yaşamıyorsa. Bak örnek tutuyor, ne yapıyordu Resulullah Efendimiz (sav) ibadetlerini nasıl yapıyordu, mücadelesini nasıl yapıyordu, bunda da böyle bir şey var hakikatten uyuyor mu birbirine tamam. Salavatullah.

Ama söylemi başka eylemi başka yine olmadı. Adam fevkalade vaaz ediyor. Cem Radyada Dedo’lar vaaz ediyor. İnan ki, Bizim hocalardan fevkalade vaaz ediyor dedo. Gençte birisi, dikkatimi çekti dinledim. Ama haline baktım sözüne baktım. Söylüyor burada ama orada başka.

Cuma günü hoca vaaz ediyor. “Kim Yahudi ve Nasaralara benzerse o da onlardandır, giyimi kuşamı dahil “diyor. Hocaya Baktım tam onlara benziyor, kendisi vaaz ediyor. Aynen kılık kıyafeti aynen, sakalı gitmiş, sen vaaz ediyorsun sen onlara benziyorsun senin nasihatin kime. Resulullah Efendimiz (sav) hiçbir konuda onlara benzememiş ve onlara benzemeyi de reddetmiştir. Araplar Türklerin bıyıklarına özeniyorlar, bizimkiler de hep bıyıklarını kesiyorlar. Şuradan sıraya dizilip gelseler kimi kimden ayıracaksın. Gir bir toplumun içerisine; şu Ermeni, bu Yahudi, bu Alevi ayırabilir misin? Bak nasıl ince yerden vurmuş. Her şeyiyle yapışacaksın onun olacaksın. Sadece bu sayfasında bu ayeti almayacaksın.

El fatiha

Dursun GÜNEŞ - SEYYİD MUHAMMED ALİ

27/12/2015 ANKARA

 



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   1100 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın