Bunca Zulümden Sonra İKİMİZE DÜNYA DAR GELİR!

Yazı Dizisi

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

İmam Mehdi Savaşları - 12

Suriye Harekatı bölgede bir yangını başlattı. Bölgede yüklendiği misyon üzere bu yangının ateşini Tayyip fitilledi. Ve Türkiye sınır bölgesinde harekat başlattı. Suriye sınır bölgesinden geri çekilmek zorunda kaldı,  YPG/YPJ - PYD elini kolunu sallayarak gelip bölgeye oturdu. Halep'e doğru Şam'a doğru harekat başlattılar. Çok ucuz, çok kolay sandılar bu işi şahlandırdılar. Şam Emevi camisinde "namaz kılacaklarını" söylediler. Suriye durumu fark edince İran'ı çağırdı. Hizbullah'ı yanına aldı paralı asker topladı.

El-Kaide olmak üzere Türkiye'nin bu saldırısına karşı harekete geçtiler ve bu hareketini geri püskürttüler. Tayyip'i büyük bir yenilgiye uğrattılar.

Bu sefer, Tayyip bey, AB-ABD'ye giderek; "siz beni bölgede yalnız bıraktınız," figanı yaptı. Onları ikna etmeyi başardı fakat batı geç kaldı. Bu boşluğu IŞİD doldurdu ve büyük tehdit oluşturdu. Bölgeye hakimiyetini kurmaya başladı. Kürdistan'ı ortadan kaldırmaya başladı.

Kobani işgal edilmeye başlayınca, ABD bölgeye yeniden gelmek zorunda kaldı. Türkiye'nin yardımıyla Kobani kurtarıldı. Kobani, Özerklik ilan etmeye kalktı. Türkiye buna mani oldu. Özerklik değil de; "Kürdistan bayrağını çek" deyince İran devreye girdi. "Türkiye'ye karşı olursan biz sana Özerklik veririz, imkan sağlarız " deyince; Kobani, çark etti ve Türkiye'ye karşı tavır aldı.

Kürdistan'ı ilan eden Tayyip bey buna çok kızdı. Suriye'de gelinen durum malum, çok çok ağır bir bilanço milyonlarca insan öldü, toprağa kumlara karıştı. Suriye halkı mülteci oldu. Zalim Esad ise; "isyankarlar" diye başlarına bombaları yağdırdı ve nihayet bu hareketlere karşı Rusya'yı çağırdı. Rusya'ya, Suriye'yi devretmek üzere.

Türkiye yeniden harekete geçti. Fakat bu çok geç kalınmış bir hareket. Türkiye bu hareketini Halep'e kadar sürdürmeli ve Halep'i bölgenin istikrarı, istikbali için bir Eyalet halinde getirmelidir. Hatta; Hama, Humus Hatay dahil olmalı, HALEBİSTAN DEVLETİ kurulmalıdır.Türkiye'nin güvenliği ve bekası için yapılmalıdır.

Şam fetholursa ki; ileride olacak, Suriye halkından oluşan İslam Şam Devleti olarak yeniden kurulabilir. Bu bataklıklar ancak böyle temizlenebilir. Kurulmakta olan Siyonist Kürt Devletine karşıyız. Ancak Türkiye'nin eyaleti olarak düşünülebilir. Yoksa bölge ıslah edilemez.

Kobani'ye gelince; haddini bildirmek gerekir.

Yeniden Ortadoğu şekillenecekse, haritalar değişecekse bunlar Türkiye'nin kırmızı çizgileri olmalı. Başka türlü oluşunca asla ve asla yer vermemeli, Arz-ı Mev'udu kurdurmamalı, Arz-ı Mev'ud Büyük Ortadoğu (BOP) Projesini bozmalıdır. Bölgede söz sahibi olmalı, üzerindeki Ağa Babaları bir tarafa atmalı, her türlü vesayetten kurtulmalı, Adam gibi ayakta durmalı.

Zihniyet meselesi, Haçlı zihniyeti İslam'ı bir türlü kabul etmiyor, edemiyor. Varlığına bile tahammül edemiyor. Obama "Radikal İslam'ı yok edene kadar mücadelemiz devam edecek" diyor. Bizim de Osmanlı zihniyeti, Haçlıları ıslah edene kadar, topraklarımızı geri alana kadar, bizim de mücadelemiz devam edecektir.

Bunca zulümden sonra öyle anlıyorum ki; İKİMİZE DÜNYA DAR GELİR!

Bunu da söylemiş olalım.

Kuru yük gemisine çarpan, Sahil Güvenlik gibi olursanız yapacak bir şey yok. Türkiye ehlinin elinde değil demektir. Ehliyetsiz insanlar iş başında olursa böyle kazalar kaçınılmaz olur. Sonunda başınız sağolsun, ne yapalım kader böyleymiş...

IŞİD meselesine sıra gelince Haçlılara göre konuşmayalım.


Konuyla ilgili Milliyet'te yayınlanan Işid makalesi

"İslam Devleti (kısaca İD; Arapça:  ed-Devlet'ül İslâmiyye), ya da 2014'e kadar kullanılan ismiyle Irak ve Şam İslam Devleti, kısaca IŞİD ( ed-Devlet'ül İslâmiyye fi'l Irak ve'ş Şam, ağırlıklı olarak Irak ve Suriye'de etkinlik gösteren, bu bölgede hilafet devleti kurmak amacıyla güvenlik güçlerine ve sivillere karşı eylemler yapan yasadışı silahlı örgüt ve hiçbir ülke tarafından tanınmayan Sünnî cihatçı devlet.

Eski adının Arapçadaki kısaltmasının (, Arapça telaffuzu: Da'iş) okunuşunun Latinizasyonu olan Daeş ya da Deaş adlarıyla da bilinir (kısaltma değil, kısaltmanın okunuşu olduğundan küçük harfle yazılması gerekse de, büyük harfle yazılışı da kullanılmaktadır). Petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle dünyanın en zengin yasadışı silahlı örgütleri arasında sayılmaktadır. Irak Savaşı'nın ilk yıllarında kurulan ve 2004 yılında El-Kaide'ye bağlılığını ilan eden örgüt bir süre sonra Irak el-Kaidesi adını aldı. Şubat 2014'te, sekiz aylık uzun bir güç mücadelesinden sonra, el-Kaide IŞİD ile bütün bağlarını kestiğini duyurdu.

Örgüt genelde Sünnî topluluklar olmak üzere Mücahidîn Şûra Konseyi, el-Kaide, Ceyş el-Fatihin, Cund es-Sahaba, Katbiyan Ensar el-Tevhid vel Sünne, Ceyş el-Tayife el-Mansure gibi farklı isyancı gruplardan oluşur ve onların desteğini alır.

Irak Savaşı'nın yoğun olarak yaşandığı dönemlerde, Irak'ın Anbar, Nineve, Diyala, Babil, Kerkük ve Selahaddin illerinde çok büyük etkinlik gösterdi. Bakuba'yı başkent ilan etti. Halen devam eden Suriye İç Savaşı'nda Suriye'nin Humus, Rakka ve Halep bölgelerinde varlık göstermektedir.

İslam Devleti, binlerce sivil Iraklı, Irak hükümet üyeleri ve onların uluslararası müttefiklerinin ölümlerinden sorumlu tutulmaktadır. Irak Savaşı'nın son evrelerine doğru örgüt gerilemeye başladıysa da, ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle 2012'de gücünü tekrar yenilediği ve üye sayısını iki katından fazla arttırdığı öne sürülür.

2013 yılında el-Cezire'ye sızdırılan bir mektup ve ses kaydıyla el-Kaide lideri Eymen el-Zevahiri, bu grubun Suriye kanadını tasfiye ettiğini açıkladıysa da IŞİD emiri Ebu Bekir el-Bağdadi, bu tasfiye kararını reddettiğini ve grubun Suriye'deki operasyonlarına devam edeceğini açıkladı.Nisan 2013 ile birlikte IŞİD, Suriye'nin kuzeyinde hızlı bir şekilde askerî güç kazanmaya başladı ve bu bölgedeki en güçlü örgütlerden biri oldu. Suriye'de etkin olduğu bölgelerde şeriat kanunlarını icraya başladı ve rakip gördükleri askerleri, yabancı gazetecileri, yardım kuruluşlarına üye insanları sürgüne gönderdi veya hapsetti.

Suriye İnsan Hakları Gözleme örgütünün raporuna göre ağustos 2014'te örgütün Suriye'deki savaşçı sayısının 50.000, Irak'ta ise 30.000 olduğu bildirildi. CIA ise Eylül 2014'te örgütün Suriye ve Irak'ta toplam 20.000 ile 31.500 arasında savaşçıya sahip olduğunu açıkladı.

İsim ve isim değişiklikleri

Örgüt kuruluşundan itibaren pek çok kez ismini değiştirdi. İlk kurulduğu yıllarda ismi "Cemaat el-Tevhid vel-Cihad" idi. Ekim 2004'te "Tanzim Kâidât el-Cihâd fî Bilâd el-Rafideyn" ya da daha çok bilinen "Irak el-Kaidesi" adını aldı. Ocak 2006'da birkaç küçük grupla birleşerek "Mücahidîn Şûrâ Konseyi" adını, Ekim 2006'da da "Irak İslam Devleti" adını aldı. Nisan 2013'te adı "Irak ve Şam İslam Devleti" (ya da Irak ve Levant İslam Devleti, kısaca ILİD) olarak değiştirildi. Temmuz 2014'ten bu yana Ebu Bekir el-Bağdadi'nin sözcüsü Adnani'nin Hilafeti ilan etmesi ile ismi "İslam Devleti" olarak kaldı.

Cema'at el-Tevhid vel-Cihad Ebu Musab Zerkâvî tarafından kuruldu. Yerli ve yabancı İslâmcılardan oluşuyordu. Ürdünlü bir selefî olan Zerkavî, Sovyet-Afgan Savaşı'na katılmak içinAfganistan'a seyahat etmiş, fakat Sovyetlerin askerlerini çekmesiyle o da ülkesine geri dönmüştü. Daha sonra tekrar Afganistan'a geri dönen Zerkavî, Herat yakınlarında İslami militan bir kamp kurarak eğitim vermeye başladı. Başlangıçta gerçek anlamda Müslüman olmadığını düşündüğü Ürdün Krallığı'nı yıkma amaçlı çıktığı yolda başka ülkelere de yayılan bütün bir ağını bu düşünce ve ideal üzerine kurdu. İçinde bulunduğu şebekenin 1999 yılında milenyum saldırılarının da sorumlusu olduğu iddia edilmekte. 2002 yılında Ürdün'de öldürülen ABD'li bir diplomatın da sorumluluğunu örgütü üstlendi.

ABD'nin Afganistan'ı işgaliyle Zerkavî Irak'a gitti. Burada yara aldığı ayağı için tıbbi destek aldı. Irak'ın kuzeydoğusunda etkin İslâmcı militan bir grup olan Ansar al-İslâm ile geniş bir ilişki ağı kurdu. Ansar örgütünün Irak istihbaratı ile birlikte çalıştığı, Saddam Hüseyin'in bu grubu Kürdistan'ın bağımsızlığı için savaşan seküler Kürt gruplara karşı kullandığı da iddia edilir. Ocak 2003'te Ansar'ın kurucusu Molla Krekar Saddam Hüseyin rejimiyle herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. İstihbarat birimlerinin raporlarına göre Zerkavî ve Saddam arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı, Saddam'ın Ansar grubunu rejime bir tehdit olarak gördüğü ve bu yüzden örgüt içine istihbaratın sızmış olabileceği öne sürüldü. ABD senatosunun 2006 yılında hazırladığı Irak raporunda "savaş sonrası edinilen bilgiye göre Saddam Hüseyin Zerkavî'yi yakalamaya çalıştı, fakat bunda başarısız oldu" denildi.

ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra Cema'at el-Tevhid vel-Cihad al-Ansar ve diğer yabancı örgüt üyelerini de içine katarak ağın daha da genişletti ve Irak işgaline katılan güçlere karşı mücadeleye girişti. Irak'a savaşmak için giden pek çok savaşçı bir şekilde Zerkavî grubunun içinde kendini buldu. Mayıs 2004'te Cema'at el-Tevhid vel-Cihad bir başka aşırı İslamist militan grup olan Salafiah al-Mujahidiah ile birleşti."(Kaynak milliyet.com.tr)

Bünyesinde; bölgede cihad yapan büyük küçük birçok gurubun yanısıra Türki Cumhuriyetlerden ve çeşitli ülkelerden katılan cihatçı gruplar bulunmakta.

 

Seyyid Muhammed Ali

25 Ağustos 2016 - Ankara




Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   2184 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın