Hak ve Hakikat Partisi 2. Olağanüstü Genel Kongre

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla Başlarım

Elif Lam Mim, Elif Lam Mim, Elif Lam Mim, Elif Lam Mim, Elif Lam Mim, Elif Lam Mim, Elif Lam Mim. Allahu la ilahe illa Huvel Hayyul Kayyum

İmam Mehdi Savaşları - 34

Hak ve Hakikat Partisi (HAKPARTİ) nin Kuruluş Amacı ve İlkeleri doğrultusunda

Hak Parti, gücünü kuvvetini Allah’tan (cc) alan, hak üzerine kurulan Hakkı Temsil eden bir Partidir.

İlkelerimiz: Emanet, Ehliyet, Liyakat, Meşveret, Adalet, Biat, Velayet, Nur, Kuvvet ve Kudret

Kuvvet ve Kudret Nur üzerine kurulmuş olan, Manevi değerleri yüksek, İlahi Kelimetullah Tevhit Partisidir.

(Saf Suresi 8. Ayet) “Bunlar Allah'ın nurunu Ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. O kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” Hak gelince batıl yok olacaktır. Zaten yok olmaya mahkûmdur.

Arkadaşlar, Partimiz ilkeli bir partidir. İlkelerimiz doğrultusunda;

ADALET:  Düzenli ve dengeli davranma, her şeyin ve herkesin hakkını verme, haksızlıklardan uzaklaşarak orta yolu tutma, bir şeyi yerli yerine koyma, insaf ve eşitlik anlamında bir terimdir. Geniş kapsamlı bir kavram olan adaletin zıttı zulüm, gadr ve insafsızlıktır.

Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa Suresi 135. Ayet)

“Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide Suresi 8. Ayet)

“Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir.” (En’am Suresi 8. Ayet)

“De ki: "Rabbim bana adaletli olmamı emretti. Her mescidde yüzünüzü O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz." (A’raf Suresi 29. Ayet)

EMANET: her şeyi yerli yerine koymaktır. Ehil olmayana makam verilmez. Vazifeler yetenekli kişilere devredilir. İdari mevkiler ve umuma ait işler çok yönlü bir şekilde mesuliyeti gerektiren hususlardır.

Rüşvet veya meyil neticesi, daha ehliyetli biri varken başkasını görev başına getirmemiz büyük bir cinayet sayılır. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurur: "Kim daha ehil biri varken başka birini bir bölük (iş) başına getirirse, Allah'a, Peygamberine ve Müslümanlara hıyanet etmiş sayılır."

"Allah, size emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmedeceğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder." (Nisa: 58)

EHLİYET: Ehliyet sahibi olmak, aklıselim olmayı gerektirir. Özellikle dünya nimetlerine karşı zaaf sahibi olanlar ehil ve ehliyet sahibi sayılamazlar. Ehliyet sahibi olmak, üstün özellikler sahibi, sağlam karakterli, emin, güvenilir ve önder olmayı gerektirir.

LİYAKAT: Liyakat, layık olmak demektir. Hizmete layık olanlara emanet teslim edilmelidir. Eğer layık olmayanlara, liyakatsiz kişilere görev verilirse, başarısızlık kaçınılmaz olur. Adam kayırmalar, eş-dost ilişkileri, çıkar ilişkileri başlar. Liyakate sadık kalmayan ve onu benimsemeyen devlet yönetimleri, insan hakları ihlallerini de doğurur. Bu yolun sonu ise bir çıkmazdır. Liyakati ilke edinmezsiniz, yolsuzlukların önünü kapatamazsınız.

MEŞVERET: Meşveret, yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilere danışmak, onlardan görüş almaktır.

Meşveret, hak ve hakikati ortaya koyma ve mevcut şartlar içinde yapılması gerekeni isabetli şekilde belirleme imkânı verir. Meşveret edilenlere değer verildiğini gösterir. Onların kalplerini hoşnut eder, işin beraberce yürütülmesini sağlar.

BİAT: Ulu'l emre bağlılık sözü vermenin adıdır. Resulullah, önemli dini-siyasi olaylar arefesinde veya İslamiyet’i kabul eden kimselerle ilk defa görüştüğünde biat almıştır. Biat, genelde el sıkışma şeklinde olmuştur. Biat ta asıl olan, meşru devlet başkanını tanımak, kendini ona bağlı hissetmek ve bu hissi hayatının sonuna kadar korumaktır.

VELAYET: Dost edinmek, yardım etmek, sulta, yetki, işi alıp yürütmek. İslâm hukukunda velâyet, Reşit bir kişinin şahsî ve malî işlerini gözetip yürütme konusunda çocuk, akıl hastası gibi ehliyet yetersizliği içindeki kişilerin yerini tutmasıdır.

NUR: “İman hem nurdur, hem kuvvettir.” Nur zulmetin zıddıdır. Adalet nurdur, zulüm ise zulmet. Âdil isminin tecellisiyle zulümler ortadan kalkar, hikmet ve rahmet nurları her tarafı kaplar.

KUVVET ve KUDDET: Allah u Teâlâ devleti dilediğinden alır, dilediğine verir. Allah u Teâlâ kuvvet ve kudret sahibidir. Âlemdeki bütün işler O’nun kudretinin göstergesidir. Kadir olan Allah’ın dilemediği hiçbir şey olamayacağı gibi, O’nun “ol” deyip de olamayacak hiçbir şey yoktur. Şartlar ne olursa olsun kudret eliyle desteklediği kullarını acze düşürecek mağlup edecek bir güç yoktur.

Ey insanlar! Ey inanalar! Ey arkadaşlar, kardaşlar, dadaşlar, efeler!

Dünyada medeniyet savaşları tek taraf haline geldi. Müslüman devlet adamları batı medeniyetine irtica eyledi.  Egemen güçlerin emrine girdi. Amerika ne ise, İngiltere ne ise, Fransa, Almanya ne ise; İslam'a karşı Türkiye Laik Demokratik Cumhuriyet idarecileri de O'dur.

Bunların Allah (cc) ile, kitap ile hiçbir ilgileri yoktur. Yalnızca bir aldatmadan ibarettir. Bu karanlık dünya insanlarının, kapalı kapılar ardında  yapmış oldukları pazarlıkların , gün yüzüne çıkmayacağını zannettiler. Güneşin bir daha doğmayacağını zannettiler. Allah'ı (cc) unuttular. Allah'a (cc) karşı batıla yol tuttular. Yahudi ve Nasaraları dost edindiler.

Ey yüzü karalar! "Siz dininizden dönerseniz Allah (cc) sizin yerinize bir kavim yaratır, ortaya koyar." (Maide Suresi 54. Ayet)

Ey yüzü karalar! Kuzey Irak'ta kimin adına oradasınız? Kimi koruyup kollamaktasınız? Kimi eğitiyorsunuz, kime karşı? Peki ya Suriye'de ne yaptınız? Türkiye sınır boyuna, Terör Örgütlerini, PKK'yı ve YPG'yi yerleştirdiniz. Bu yüzü karalık size yeter! Tarihe kara bir leke olarak düştünüz.

Yüzünüzü doğuya batıya dönmek iyilik değildir. "İyilik ancak Allah'a (cc) yüzünüzü çevirmenizdir." (Bakara Suresi 177. Ayet)

Ey Batının çocukları!


İşte İslam budur. Müslüman'ın yapması gereken de budur. Kıbrıs'ı satanlar, Güneydoğuyu satanlar, Kürdistan'ı kuranlar, İsrail ile gizli ilişkilerde bulunanlar, dostluk bağlarını kuvvetlendirenler, doğu ile batı arasında mekik dokuyarak yardım isteyenler, Allah'ın (cc) ayetlerini inkar edenler! Siz şu ayeti kerimeyi hiç duymadınız mı? "Sen onların dinine tabi olmadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmazlar. De ki: «Her halde yol Allah yoludur.» Şanım hakkı için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onların arzularına uyacak olsan, Allah'tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı bulunur." (Bakara Suresi 12. Ayet)

Allah'tan (cc) size ne bir yardım erişir ne de bir dost. Tepe takla gideceksiniz aynen FETÖ gibi... O da sizin yaptığınızı yaptı. Yahudi ve Nasaraları dost tuttu kendisine. Kendi akıbetini hazırladı. Allah'a (cc) karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Ecevit'i iktidar yaptı, iç alemi belliydi. Fakat halk anlamak istemedi. Bir bela yüz nasihatten evladır. herhalde FETÖ'nün kim olduğunu şimdi anladılar. Maskeleri düştü. Bunların da maskeleri düştü düşecek.

Osmanlı Devleti de böyle ihanetlere uğrayarak çökertildi, yağma edildi ve Memleketimizi işgale başladılar. Kurtuluş Savaşından sonra Osmanlı Devleti yıkılarak yerine Türkiye İslam Cumhuriyeti kuruldu. Vatan Hainleri, Din Düşmanları bunu da kabul etmedi. Dayatmalarla Türkiye İslam Cumhuriyeti yerine; Laiklik getirildi. Dini ortadan kaldırma amaçlı Türkiye, Laik Demokratik Cumhuriyeti olarak tarihe geçti. Ve devrimler yapıldı.

Sabaha bütün Milletimiz cahil çıktı. Harf devrimi, Kültür Devrimi yapıldı. Yüzlerce, binlerce insanımız şehit edildi.

Şapka Devrimi adı altında insanlarımıza çile ve işkence yapıldı. Zorla başlarından sarıkları söküldü ve başlarına "şapka" konuldu. Ne oldu şimdi? Kasketlerinizi Ata'nıza saygınızdan dolayı taksanız! Bu kanunun daha geçerliliği yoktur. Meclise yazılmış "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir." Bu Egemenlik Milletimize hiçbir zaman verilmedi. Bu da geçersiz. Sizlerin Ata'nıza karşı saygınız yok! Bu heykelleri ne diye saklıyorsunuz? Milletin iradesine saygınız yok! Kanunları, Yargıyı altüst ettiniz. Kendinizi temize çıkartmak için her türlü hileyi şerre başvurdunuz.

Hak ve Hakikat Partisi ARTIK YETER DİYOR! Bu dinsizliğe, bu saçmalığa bir son verilmeli! Adalet getirilmeli. Türkiye, yeniden İslam Cumhuriyeti olmalı. Adalet üzerine yeni bir Anayasa yapılmalı. Millet Adaletle Adilce yönetilmelidir. Bundan başka çareniz çıkış yolunuz. yoktur. Bu Millet ancak Adaletle yönetilebilir. Böyle saçma sapan kanunlarla Memleket yönetilmez. Türkiye'nin sistem sorunu vardır. Bu sistem muhakkak değiştirilmelidir. Ancak İslam çimentosu içerisinde bu Millet rahat eder. "Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah'tan daha güzel hüküm veren kanun koyacak kim olabilir?" (Maide Suresi 50. Ayet)

Ama bunu ancak kesin inanca sahip bir toplum anlayabilir. Ve biz bunu böyle anlıyoruz. Geçmiş tarihimizden örnek alıyoruz. Adalet diyoruz, Adaleti savunuyoruz. Adaletin gelmesini istiyoruz.

"Haberiniz olsun ki, Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah işiten ve bilendir." (Nisa Suresi 58. Ayet)

"Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan ve kendiniz, ana - babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa Suresi 135. Ayet)

"Onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendilerine sunduğu şey ne kadar kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir. Onlar ebedî olarak azap içinde kalacaklardır." (Maide Suresi 80. Ayet)

"Yine bizim yarattığımız insanlardan öyle bir ümmet var ki, onlar hakkı gösterirler ve o hak ile adaleti yerine getirirler." (A'raf Suresi 181. Ayet)

"De ki: "Rabbim bana adaletli olmamı emretti." (A'raf Suresi 29. Ayet)

Allah'ın (cc) Selamı Üzerinize olsun.

 

Genel Başkan

Seyyid Muhammed Ali - Dursun GÜNEŞ

23 Ekim 2016 - Ankara

 

 



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   3893 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın