RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

SÖZÜN BİTTİĞİ YER

Başımızda hayra alamet olmayan bela ve musibetler dolaşıp duruyor. Bu bela ve musibetleri söyle sıralayabiliriz;

Türkiye Cumhuriyeti cephede kazanmış olduğu Kurtuluş Savaşını fikren kaybetmiş ve kuşatılmıştır . İlk yıllarda kurulan CHP hükumeti, İttihat ve Terakki’nin devamı olarak gelmiştir. Kışla da bu zihniyetle hareket ederek, dabelerle sivil insiyatifi ve siyaseti baskı altında tutmuştur.  Ve yirmisekiz Şubat ‘a kadar devam eden suretçe hep aynı zihniyeti yansıtmıştırlar. Nihayet Yirmisekiz Şubat kararları Türkiye’yi farklı bir boyuta getirmiştir. Bu kararlar aynı zamanda bir alevi isyanı olarak görülmüştür. Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz hükumeti, o dönemde alınan kararların  neticesi olarak  Kuran Kursları ve İmam Hatipleri kapatıp, Hacı Bektaş ‘ta zafer ilanı vermişlerdir.Yapılan konuşmalar hala hafızalarımızdadır.

Gazi Mustafa Kemal Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile, Tekke ve Zaviyeler ile birlikte Mason Localarının kapatılmasını emretmiş ve Mason Localarını Türkiye için bir tehlike olarak tescil etmiştir. Daha sonra Mason Localarının açılması,  bu kesimin eline yetki, silah  ve kalem verilmesini sağlamış ve bunlarda Türkiye’yi yirmisekiz Şubat ‘a getirmişlerdir.  Bu grup Müslüman halkı PKK dan daha tehlikeli göstererek Müslüman halkın üzerine gidip, PKK’yı beslemişlerdir.  Mesela Bahçeli ‘nin imzası ile Peşmergelere yapılan yardımı yakın zamanda hep birlikte medyada izledik. Bu destekleri daha önce de Ecevit affıyla ve Cumhurbaşkanı Sezer’in yaptığı aflarla da görmüştük.

Bu günlere gelindiğinde, Tayyip Erdoğan’nın açılım politikası, arı kovanına çomak sokmuş ve bu süreci dahada hızlandırmıştır. Bu politika ile PKK siyasete sokulmuş ve hükumet PKK’nın siyasi ayağı ile masaya oturmuştur. İçi doldurulmadan ortaya konulan açılım kazanının içeriğini, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir gibileri muhtelif konuşmalarında ve BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Tunceli ‘de yaptığı konuşmada doldurmuş ve açılım hedefini “Özerk”  (Bağımsız)  Kürt Devleti olarak açıklamışlardır. Hatta “ya istediklerimizi verirsiniz yada siz bilirsiniz” diyerek Türkiye’yi tehdit etmiş ve durumun vehametini göstermiştir.

Bu fotoğrafa Sözde Ermeni Yasa Tasarısı ve özelleştirme adı altında satılan Türkiye’yi eklerseniz karşınıza çıkan tabloda durumun ne kadar içinden çıkılmaz bir hale getirildiğini , ne büyük bir belanın içinde olduğumuzu açıkça görürsünüz.

Bir taraftan halka zulmeden öbür taraftan devlet ve milletin düşmanlarını besleyen bu grup kimdir? Milletimizin başına bela olanlar kimdir? Kimdir bunlar?

Bunlar 1915 Ermenileri, Dersim Kürtleri ve Mason Localarıdır.  Yoksa şu an İmralı merkezli yönetilen bu kaos ortamında güdülen dava, Kürtlerin menfaati değildir. PKK ve onu kuran – kullanan odakların ne kürtleri temsille nede onların menfaatleri ile ilgilendikleri yoktur. Bunu sadece maske olarak kullanmaktadırlar. Kürtlerde bu milletin tamamını – bütününü  oluşturan yapıtaşlarından biridir. Fakat bir kısmı korku ve çaresizlik ile, bir kısmıda bunların maskelerine kanarak PKK saflarında görülmüşlerdir.

MHP- Ergenekon yapılanması, Faili meçhul cinayetler ve derin devlet yapılanması, ülkücü gençlik , kışlanın içindeki yapılanma… Bütün bu siyasetin bir noktadan idare olduğunu gösteriyor. Örnek olarak , Veli Küçük , Doğu Prinçek ve PKK elebaşı Apo nasıl bir araya gelebiliyorlar bir düşünün. Son zamanlarda DSP ve MHP hükumeti de bunu gösteriyordu. Taban tabana zıt olan bu partilerin bir arada olması bunu gösteriyor.

Peki Tayyip Bey hangi tarafa oynuyor? Neden Kuzey Irak’ta Siyonist bir Kürt Devleti kurulurken hareket etmiyor, edemiyor? Kuzey Irağ’a neden giremiyor? Devlet elinde yeterli güç varken neden  PKK ‘yı bitirmiyor?

Biz bütün bunları Türkiye için hazırlanan tezgahtan ibaret olarak görüyor ve bu aktörleri de aynı babanın gayri meşru çocukları gibi görüyoruz. Hiç kimse güvenilir değildir. Sayın Mahir Kaynak “bütün partilerin gizli örgütlere bağlı olduklarını biliyorum ve gerekirse açıklarım “ diye konuşmuş ve mesleyi ortaya koymuştur.

Biz sadece başlıklar olarak bazı noktalara temas ediyor ve aziz milletimizi bu belalara karşı uyanık olmaya çağırıyoruz. Hak ve Hakikat Partisi bütün bu belalara karşı koymak ve ülkemizi refaha kavuşturmak için Türkiye’ye taliptir. Türkiye bu kirli oyunları bozacak  güçtedir. Halkımız ile aynı düşünen, aynı sancıyı çeken, aynı dertle dertlenen bir kadro ile bu başarılabilir. Bunun için halkı temsil eden, halkın ihtiyaç ve geleneklerine uygun bir Anayasa gerekmektedir. Ülkemiz bu darbeci odakların halk üzerinde egemenlik kurmak düşüncesi ile yaptığı yasalarla yönetilmek zorunda değildir. Biz 12 Eylülde halkımızın oyuna sunulacak olan Anayasa değişikliği paketine, her ne kadar yeterli olmasada içinde halkımızın menfaatine olacak maddeler içerdiği için “Evet” diyoruz. Fakat yeterli görmüyoruz ve Anayasanın baştan sona ele alınması ve yeniden yapılandırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Saygıdeğer aziz milletimiz...Partimiz, halkımız  destek verdikçe  bu belaların üstesinden gelecek, gereken hamleleri zamanında ve yerinde yapacak, ne değişmesi gerekiyorsa değiştirecek, ne geliştirilmesi gerekiyorsa geliştirecek güce ve kararlılığa sahiptir. Milletimizi uyarmak, vatanımızı korumak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak bizim asli vazifemizdir. Bu aziz millet şimdiye kadar hiçbir millete boyun eğmemiş, şanı ve şerefi ile yaşamıştır, yaşayacaktır!... 

Biz ülkemiz üzerinde yapılan gizli planlardan haberdar olduğumuz için yola çıktık. Biz eyyubiler, biz Horasan Erleri, biz Osmanlı’yı kuran erleriz.Dört kıtaya kültür ve medeniyet dağıtan, aleme çağlar boyu şema yakan, şanlı sancağı yedi düvel taşıyan şanlı bir milletiz biz. Bu şerefi taşıyacağımıza söz vermişiz. Bize yeniden Bağdat yolu görünmüştür. Başka çare kalmamıştır.Bundan sonra Siyonist İsrail düşünsün. Ya kabında durur yada kendisi bilir.

Biz, Hak ve Hakikat Partisi, İsa Ruhullah gibi hiçbir beşer eli deymeden, Cebrail’in üflemesi ile doğmuş bir partiyiz. Bu partinin babası yoktur. Hiçbir partinin devamı, hiçbir örgütün partisi değildir. İcazeti Hak tan alan , Hak ve Hakikat üzerine kurulan, Osmanlı ruhunun giydiği elbisedir. Bu ruh karanlıkları sehere dönüştüren ruhtur. Bu ruh tarihte çağ kapatıp çağ açan ruhtur. Bu ruh, memleketi Hak ve Hakikat ile yönetecek, bozulan düzeni yeniden kuracak bir partidir.

Ey hakka ve hakikate inanan, Hakka intiba eden aziz ve şerefli millet. Gazanız mübarek olsun… Bayramınız kutlu olsun ... Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Dursun GÜNEŞ
Hak ve Hakikat Partisi GENEL BAŞKANI

 




0 Yorum - Yorum Yaz