Türkiye’nin Öncelikli Sorunları

Türkiye’nin öncelikli sorunları nelerdir? Şahsi kanaatimize dayanarak, bu memleketin evvela bir ahlak sorunu vardır. Bir göl yeri, su havzası bulanırsa, onun hayat verdiği hayatta bulanır.

Bir sistem eğer bulanıksa o sistemin içindeki herkes bulanır ve ahlaken çöker. Ahlaken bozuk olan bu toplumdan ne beklenebilir ki? Bu sistem bunu gerektiriyor.
Evrensel din İslam üzerine binasını kuran Osmanlı, ahlaken dünyaya bir kültür mirası bıraktı. Biz onun varisleri olarak kültürümüze mirasımıza sahip çıkamadık. Dünyada eşi benzeri bulunmayan, hiçbir kültür değeri olmayan, hiçbir dünya ülkesinde kullanılmayan, ahlak sorunu olan ve dini inanç tanımayan bir sistem kurduk. Kültürel hiçbir mirası olmayan bu sistem “arz-ı mevud” a hizmet etmektedir.

Dünyanın bütün ideolojileri çökerken, felsefeleri çürürken aya attığı adım tutmadı. Ay ışığı ve gün ışığından istifade edebilecekleri bir teknoloji geliştirmeye başladı. Faiz sistemi çöktü. Dünya büyük bir krizin içersine girdi. Maddi hasar tespiti yapılamadı ve orta doğu projesi tutmadı. Dengeler bozuldu ve harp için ayrılan paralar bankalara yetmedi. Dünya teknolojisi tekledi. Dünyada cehaletin haddini aşması ile insanlar benliğini kaybetti ve dönüşü olmayan bir yola girdi. Cehaletler hep felaketler ile sonuçlandı. İlahi ikazlar peş peşe geldi. Papazların ikazlarıda tutmadı ve cehalet azdıkça azdı. Yeni felaketler bekliyorum çükü şüheda incitildi

Dünyada inananlara yapılan zülüm, Nuh’un gemi yapmasına sebep oldu. Bilin ki felaket var çünkü cehalet var. Uyuma ey ehli saba bugün bin bir paha var. Yükselen bir hilal doğan birde güneş var. Yıllardır ışığı söndü bu milletin. Tayyareler havada uçarken namaza kalkmayan Müslüman, arz-ı mevuda teslim olacaksın. Yani Bosna’da uyanmadın! Filistin’de uyanmadın! Top atıldı duymadın! Irak yandı duymadın! Uyanın! Yangın bacayı sardı. Sonra boşa ağlamayın. Baksana gelen bir felaket var. Bu cehaletten kurtul artık bak sana doğan bir güneş var. Cehaletten korkma artık! Cehalette boğulmaktan kork!

Küresel ısınma, ekonomik kriz buna bağlı olarak da işsizlik. Yurdumuzun her tarafı sular ile kaplı iken devlet üretim çiftliklerinde ve tarımda kuraklık yaşanıyor ve verim elde edilemiyorsa, ya bunlara gerektiği gibi değer verilmiyor ya da mevcut hükümet proje üretemiyor demektir. Denizlerimizden akarsularımızdan gerektiği gibi istifade edilemiyor ve devlet bunda aciz kalıyor. Yer altı madenlerimiz işletilmiyor, gerektiği gibi ihracat yapılmıyor. Bakın ki Ortadoğu yatırım bekliyor. Hükümet gözünün önündeki ticareti görmüyor. Balkanlarda Rusya’da Kafkasya’da, gözünü çevirip etrafına bakmıyor buralarda neler yapabilirim düşünmüyor düşünemiyor hiçbir projede gerçekleştirmiyor. Avrupa ile yatıp Amerika ile kalkıyor. Ekonomisini gündemini ona göre belirliyor. Yapmış olduğu iş ayda dört milyar dolardan fazla faiz ödemek. Yılda elli dört milyar dolar faiz ödeniyor. Düşünün, bu para devlet kasasında olsa birçok proje geliştirilerek insanımıza iş imkânı sağlanır ve işsizlik önlenir. Bu para heba ediliyor, bu para peşkeş çekiliyor. Peşkeş çekilircesine satılan mülkiyetleri de eklerseniz memleketimizi bir istila altında olduğunu görürsünüz. Bu durumu Osmanlı’nın son dönemine benzetiyorum. Satılan bir Türkiye’de gelecek olan felaketi bekleyin. En önemli gördüğüm üzerinde durduğum konu bu konudur. Hükümet çok tehlikeli bir oyun içerisindedir.


Demokrasi ve olaylar,


Türkiye Cumhuriyeti, cumhuriyetin ilanından beri laik demokratik bir hukuk devleti olduğu halde, devletin zirvesi demokrasiyi kabul edemedi. Her ne kadar din ve vicdan hürriyeti anayasa ile tanındı ise de, her seferinde demokratik adımlar engellendi. İnsanların bu anayasal hakları, hukuk hiçe sayılarak engellendi ve özgürlükler adı altında bir takım fraksiyonlar gelişti. Gaz sıkışmaları depremler gibi. Sağ sol çatışmaları başlamasıyla soldan pkk üredi sağdan ise ergenekon. Pkk dağa çıkarken ergenekon derin devleti oluşturdu. Bu iki örgütte mafya bağlantılı teröre dönüştü. Siyasiler bu arada sıkıştı. Devlet politikası buna göre gelişti. İhalelere fesat karıştı. Olaylara asker bürokrat ve siyaset karıştı. Hukuk bunlara çalıştı ve sonunda sistem çöktü, işlemez hale geldi. Yani iş kontrolden çıktı. Bu işin kontrol altına alına bilmesi için muktedir olabilen bir iktidar olması gerekir. İki taraflıda sindire bilsin. Muktedir olamayan bu iktidar zannederim ki işi daha da alevlendirir.
Enis Öksüz’ün Devlet Bahçeli hakkında söylediklerine bir bakalım;“Allah'ın bir olduğuna inanmasam, Devlet Bahçeli'nin ‘Allah birdir' sözüne bile inanmayacağım. Böyle birisi çünkü. Bugün ‘bir' dediğine yarın ‘iki' der. Apo'yu asacağım diye iktidara gelip, terörist başını idamdan alan Bahçeli'dir.. ANASOL-M döneminde PKK'ya karşı alınacak tedbirleri engelleyen Bahçeli'dir.. Banka hortumcularına af çıkartan Bahçeli'dir.. Hırsızları kollayan Bahçeli'dir. Bugün şehitler üzerinden siyaset yapan da Bahçeli'dir. Adama sormazlar mı ‘İktidarda iken sen ne yaptın?.."

Gördüğünüz gibi bu siyasetin fazla yapacağı bir şey yok. Olay kontrollerinde değil. Bu ülke demokratik değil anti laik bir ülke. Biz bu karanlıkları biliyoruz karanlıkların arkasını da görüyoruz ve bütün insanları İslam’a davet ediyoruz. Birlik beraberliğe davet ediyoruz. Hak ve Hakikate davet ediyoruz. Sizleri partimize bekliyoruz.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA

Sayın Hüseyin Çelik


Sistemi bozuk olan bir devlet yapısının içerisinde Milli Eğitim Bakanı olarak sıkıntılarınızı biliyoruz. Sıkıntıları aşmak konusundaki safi gayretlerinizi takdir ediyoruz. Ve biliyoruz ki başarılı olmanız mensubu olduğunuz partinin muktedir olmasına bağlıdır. Görülen o ki partiniz muktedir olamadığı için bütün çabalarınız boşa gidiyor. Yirmi sekiz şubat kararları devam ediyor ve süreç işliyor. Kapsamlı bir af çıkarttınız, güzel bir gelişme olarak görüyoruz. Ne var ki kambur üstüne bir kambur daha eklediniz. Kreşleri kapatarak, sekiz yıl kesintisiz eğitimi dokuz yıla çıkarmanız sizin eğitimdeki çalışma azminizi gölgeler ve bu konuda samimi olmadığınızı gösterir. Dokuz yıllık kesintisiz eğitimi hangi açıdan ele alırsanız alın yirmi sekiz şubat kokusu çıkar. Umuyorum ki almış olduğunuz terbiye buna imkân vermeyecek ve Müslüman Türk Halkına bir kambur daha yüklenmeyecektir. Sevgiler saygılar.


HAK ve HAKİKAT PARTİSİ
GENEL BAŞKANI
DURSUN GÜNEŞ

 

Bekle Kapısında Mihmanın Gele


Çok geçmeden oğul erişir derman
Kuranı kerimdir bil anayasan
Mülki iradeye gerek Süleyman
Bekle kapısında sultanın gelsin
 
Güneşin doğduda bütün canlara
Şulesi vuruyor bak aynalara
Adalet kılıcı bu davalara
Bekle kapısında ihsanın gelsin

Hakkın elindedir çarkı devranı
Sakın geri koyma sen bu davanı
Salih kullarına köşkü ayvanı
Bekle kapısında mihmanın gelsin

Gönül sarayına şahın yerleşsin
Hakikat şehrinde gönül eylesin
Kervan gelsin kapısında eğleşsin
Bekle kapısında kervanın gelsin

Kervanımız gider şah ile gördüm
El pençe bağlayıp kıyama durdum
Şahların şahına halımı sordum
Bekle kapısında ihvanın gelsin

Ali bu diyarda sen ne beklersin
Dertli misin inim inim inlersin
Sesleyin nazlı yar yanıma gelsin
Bekle kapısında zamanın gelsin

 




0 Yorum - Yorum Yaz