RAHMAN  VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA BAŞLARIM 


“Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygamber’e salât etmekteler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm edin.” (Ahzab-56)

Tefsir-i Kebir’deki nakle göre; ashab Resulüllah’ın (s.a.v) yanına gelerek; “Ya Resulüllah! Biz sana nasıl salât edelim” dediklerinde Resulullah (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Şöyle deyin: Allahumme salli alâ Muhammedlin ve alâ âl-i Muhammed; kema salleyte alâ İbrahime ve alâ âl-i İbrahim ve barik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed; kema barekte alâ İbrahime ve âl-i İbrahim; inneke hamîdun mecîd.”

Görüldüğü gibi, Hz. Peygamber’e salat etmek isteyenin, onun Âl’ine (Ehl-i Beyt’ine) de salât etmesi gerekir. Şafiî mezhebine göre teşehüdde salâvat getirmek farzdır. Onun aline ashabına ehli beytine selatü selam olsun.   

Ayet ve hadisler ile resulüllah efendimizin ehli beyti.   

Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: "Ben "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın evinin kapısında iken şu ayet nazil oldu: "…Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor" (Ahzab 33) Evde "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin vardı Onlara bir örtü bürüdü ve: "Allahım, işte bunlar benim ehl-i beytimdir, bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!" buyurdu. Ben atılıp:"Ey Allah'ın Resûlü! Ben ehl-i beytten deyil miyim?" dedim. Bana: "Sen (yerinde dur, sen zaten) hayırdasın, sen Resûlullah'ın zevcesisin!" diye cevap verdi."(Tirmizi, Menakıb)

Sa'd İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh anlatıyor: "Şu ayet indiği zaman, (mealen): "Sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle bu hususta mücadele edecek olursa de ki: "Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi çağırıp toplanalım, sonra niyaz edelim ki, Allah'ın laneti yalancılar üzerine olsun!" (Âl-i İmran 61), "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Ali'yi (k.v), Fatıma'yı, Hasan ve Hüseyin radıyallahu anhüm ecmain'i çağırdı ve: "Allah'ım, bunlar da benim ehlim (ailem)" buyurdu."(Tirmizi, Tefsir, Âl-i İmran)

İbnu Abbas radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin "(Tirmizi, Menakıb)

Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Şu ayet indiği zaman (mealen): " Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor" (Ahzab 33), "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sabah namazına giderken, altı aya yakın bir müddette, Hz Fatıma radıyallahu anha'nın kapısına uğrayıp: "Namaz(a kalkın) ey Ehl-i Beyt "Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!" buyurdu "(Tirmizi)

Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu Sonra Hüseyin geldi onu da soktu Sonra Fatıma geldi, onu da soktu Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu Sonra da: "Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak isttiyor" (Ahzab 33) buyurdu "(Müslim, Fezailu's-Sahabe 61)

Yezid İbnu Hayyan, Zeyd İbnu Erkam radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık bırakıyorum Bunlardan biri Allah Teâla'nın Kitabı'dır O, Allah'ın (sema-arz arasına uzanmış) ipi olup, kim ona tutunursa hidayet üzere olur, kim de onu terkederse dalâlete düşer İkincisi itretim, Ehl-iBeytim'dir " Biz, Zeyd İbnu Erkam'a sorduk: "Kadınları da Ehl-i Beyt'inden midir?" “Hayır! dedi, Allah'a yemin olsun, kadın bir müddet erkekle beraber olur Sonra (kocası) onu boşar, o da babasına ve kavmine döner "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ehl-i Beyt'i aslı ve kendinden sonra sadaka haram olan asabesi'dir "(Müslim, Fezailu's-Sahabe 37)

İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Ebu Bekr radıyallahu anh buyurdular ki: "Muhammed aleyhissalatu vesselam'ı Ehl-i Beytinde gözetin "(Buhari, Fezailu'l-Ashab 12)  Hüseyin, abisi Hasan ile, İslam peygamberinin yanında büyüyordu. Bir çok hadis Hz. Muhammed  (sav) efendimizin, Hasan ve Hüseyin’le oynadığını ve onlarla vakit geçirdiğini göstermektedir. İslam peygamberinin onları sırtına bindirerek eğlendirdiği ve şöyle hitap ettiği bilinir; "Bineğiniz ne güzel binek, siz ne güzel binicisiniz.

Hz. Muhammed sav.efendimizin’, Hasan ve Hüseyin’e olan sevgisini gösteren bir diğer hadis; "Şu iki oğlum benim dünyadaki güllerimdirler." hadisidir. 

İbn-i Mesud nakleder ki: Hasan ve Hüseyin bir gün, İslam peygamberi namaz kılarken yanına gittiler ve secde halindeyken  Hz. Peygamberin sırtına çıktılar, Hz. Peygamber efendimiz secdeden kalkarken onları usulca sırtından indirdi ancak bir daha ki secdede çocuklar yine peygamberin sırtına çıktılar. Nihayet peygamberin namazı bittiğinde, birini sağ birini sol dizine oturtarak etrafında bulunanlara şöyle dedi; "Beni seven, şu ikisini sevsin."

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Hüseyin hakkında sarfettiği sözlerden bazıları şınlardır; "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.", “Hüseyin bendendir, bende Hüseyin’denim. Allah, Hüseyin’i seveni sevsin. Hüseyin torunlardan bir torundur”.

On dört asırdan beri süre gelen soy ağacı , kıyamete kadar devam edecek  davasını yürütecektir.Dünyanın her bir tarafına yayılan ehli beyt soy ağacı, bir  ehli beyt ordusunu andırmaktadır. Hz. Ali (r.a)  ve oniki imam ile gelen silsile, yer yüzündeki modern İslam’ın temsilcileri olarak İslamiyeti yayarak vazifelerini sürdürmüşlerdir. Onlara biat haktır, onlar İnsanların hidayete erişmelerine vesile olmuşlardır. Ve Resul-ü Kibriya (s.a.v.) efendimiz, “Insanlar degisik agaclardandir,Ali ile ben ayni agactaniz,Ali bendendir, bende Ali’denim” "(Taberani,Mu`cemu`l-Esvat) buyurmuşlardır.

Ebû Zer Gaffârî'nin (Radıyallahu anhu) bildirdiği bir hadîs-i şerifte Resûl-i Ekrem (Sallallahualeyhivesellem): “Ali benim ilmimin kapısıdır. Bildirmem lazım gelen şeyleri ümmetime açıklayıcıdır. Benden sonra onu sevmek imândandır. Ona buğz etmek nifaktandır. (münafıktandır) Ona bakmak rahmettendir. Onun muhabbeti ibadettir” buyurmuştur. (Kenzü'l-İrfan, Hadis No: 128, 133, 137; Berika, Cild 2, Sayfa: 91)

Hz. Bera’nın rivayetinde; “Resulullah (sav)'ı gördüm. Hz. Hasan'ı omuzunda taşıyor ve de: "Allahım, ben bunu seviyorum, onu sen de sev" diyordu” diye geçer. (Buhari)Tirmizî'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resulullah (sav) Hz. Hasan ve Hüseyin'e bakıp: "Allahım, ben bunları seviyorum, sen de sev!" buyurdu.  Ukbe İbnu'l-Haris’in  rivayeti ;“Hz. Ebu Bekr (ra) (bir gün) ikindi namazını kıldı, sonra beraberinde Hz. Ali (ra) olduğu halde yürümeye başladı. Yolda Hz. Hasan'ı çocuklarla oynuyor gördü. Omuzuna alıp: "Babam feda olsun! Ali'ye değil, Resulullah'a benziyor!" buyurdu. Hz. Ali de gülüyordu. (Buhari)

Enes (r.a) rivayetine göre;”Resulullah (sav)'a "Ehl-i Beyt'inden hangisini en çok seviyorsun?" diye sorulmuştu. "Hasan ve Hüseyin!" diye cevap verdi. Hz. Fatıma (ra)'ya: "Benim oğullarımı bana çağır!" emreder, onları getirtip koklar, kucaklardı.”  (Tirmizi)  Hz. Ya'la İbnu Mürre’nin rivayetine göre;“Hz. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hüseyin bendendir ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin esbat'tan biridir."  (Tirmizi) 

Hz. Ebu Said’in rivayetine göre;Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hasan ve Hüseyin, cennet ehlinin iki gencidir."  ( Tirmizi )Abdullah İbnu Şeddad, babasından (ra) naklediyor; Der ki: "Resulullah (sav) iki akşam namazının (yani akşam ve yatsının) birinde yanımıza geldi. Hasan veya Hüseyin'den birini taşıyordu. Resulullah (sav) öne geçip çocuğu yere bıraktı. Sonra tekbir getirip namaza durdu. Sonra namaz sırasında uzunca bir secde yaptı." Babam devamla dedi: "(Secde çok uzadığı için) başımı kaldırıp baktım. Bir de ne göreyim! Secdede olan Resulullah'ın sırtına çocuk binmiş duruyor. Ben hemen secdeme döndüm. Namaz bitince, Resulullah (sav)'a cemaatten: "Ey Allah'ın Resulü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi zannettik veya sana vahiy indi zannettik!" diye soranlar oldu. "Hayır!" dedi, "bunlardan hiçbiri olmadı. Velakin, oğlum sırtıma bindi. Ben, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (kendisi ininceye kadar bekledim).  ( Nesai, İftitah 83, (2, 229, 230)

Ensardan Selma’nın  ravisi olduğu bir hadis;Ümmü Sele'nin yanına girdim, ağlıyordu. "Niye ağlıyorsun!" diye sordum. Bana şu cevabı verdi. "Şimdi Resulullah (sav)'ı rüyamda gördüm. Başında ve sakallarında toprak vardı. "Neyiniz var, ey Allah'ın Resulü?" dedim, "Az önce Hüseyin'in öldürüldügüne şahid oldum" buyurdu."  (Tirmizi)

Enes (r.a) rivayet etmiştir; Ubeydullah İbnu Ziyad'a Hz. Hüseyin (ra)'in başı getirildi. Elindeki çubuğun ucuyla burnuna dürtüyor ve: "Bu kadar güzelini de hiç görmedim!" diyordu. Ben de: "O, (Al-i Beyt arasında) Resulullah (sav)'a en çok benzeyeni idi" dedim.  (Buhari)

Ammar İbnu Umayr şöyle rivayet etmiştir; Ubeydullah İbnu Ziyad ve arkadaşlarının kellesi geldikçe Kufe'nin Rahabe mahallesinin mescidinde üst üste dizildi. (Seyirci kalabalığı) ben de yaklaştım. "Geldi! Geldi!" diyorlardı. (Ne idi bu gelen? Merak edip daha da yaklaştım). Meğerse bir yılanmış. (Nerden geldiyse) gelmiş, kelleler arasına girip (kayboluyor, tekrar) çıkıyordu. Derken Ubeydullah İbnu Ziyad'ın burun deliğine girdi ve orada bir müddet kaldı. Sonra çıkıp gitti ve kayboldu. Biraz sonra kalabalık tekrar bağırmaya başladı. "Yine geldi! Yine geldi!" Bu hal iki veya üç kere tekerrür etti.  ( Tirmizi )

SOY AĞACI 

“İşte bunlar; kendilerine Allah'ın nimet verdiği peygamberlerdendir; Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımız (insan nesillerin)den, İbrahim ve İsrail (Yakup)in soyundan, doğru yola eriştirdiklerimizden ve seçtiklerimizdendirler. Onlara Rahman (olan Allah')ın ayetleri okunduğunda, ağlayarak secdeye kapanırlar.” (Meryem-58) 

H.Z ADEM AS.
H.Z.NUH AS.
H.Z. İBRAHİM AS.
H.Z. İSMAYİL AS.
H.Z. MUHAMMET SAV EFENDİMİZ.
H.Z. FATİMATÜL ZEHRA

1. Ali bin Ebu Talib
2. Hasan ibn Ali
3. Hüseyin ibn Ali 
4. İmam Zeynel Abidin
5. İmam Muhammed Bakır
6. İmam Cafer-i Sadık
7. İmam Musa-i Kazım
8. İmam Ali Rıza
9. İmam Muhammed Taki
10.İmam Ali Naki
11.İmam Hasan-ul Askeri
12.İmam Muhammed Mehdi

Hz. Mehdi
Ahir zamanı yaşadığımız bu günlerde bütün dünyanın beklemekte olduğu Hz. Mehdi’den bahsetmek gerekiyor. Hadis-i Şeriflerden ve İslam büyüklerinin kıymetli sözlerinden anlaşıldığı üzere “O” (Hz. Mehdi), dünyada adaletli bir nizamın kurulmasını sağlayacak ve paidar olan din-i İslamın dünya üzerinde hakim olmasını sağlayacaktır. Hz. Mehdi ile alakalı bazı hadis rivayetleri şöyledir;“ Mehdi bizdendir, ey ehl-i beyt! Size müjdeler olsun. Allah onu bir gecede ibraz eder. (Olgunlaştırır.)” (Hz. Ali RA)
 “ Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun'dan biri ile gerçeklenir. Ve bu yedi sene devam eder. Denildi ki:"-Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?" Buyurdu ki:"İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü parlak bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder." (Hz. Ebû Umame RA)

Hz. Mehdi (AS)'nin Zuhûru, Vasıfları ve Müddeti
“Nasıl helâk olur bir ümmet ki, evvelinde ben, sonunda Meryem oğlu İsa (AS) ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi (AS) vardır.” (Hz. İbn-i Abbas RA)“ Mehdi benim ehl-i beytimden ve evlâd-ı Fâtıme'dendir.” (Hz. Ümmü Seleme RA)“ Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalsa, Allah yine o bir günü uzatır ve ehl-i beytimden ismi ismime, babasının ismi babamın ismine uygun birini meydana çıkarır (Mehdi) ve o da dünyayı adalet ve nesafetle doldururdu. Daha önce zulm ve cevir ile doldurduğu gibi.” (Hz. İbn-i Mes'ud RA)“ O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı, doğruluk ve adaletle doldurur. Sizden veya sonra gelenlerden birisi ona yetişirse, kar üzerine sürünerek dahi olsa, gelsin ona katılsın! Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır.” (Hz. İbn-i Mes'ud“ Horasan'dan siyah bayraklılar çıkar ve İlya'ya (Kudüs'e) kadar önlerinde bir şey tutunamaz.” (Hz. Ebû Hüreyre RA)“ Siyah bayraklar gelip de karşınıza çıktında, Farslılar'a ikramda bulunun. Zira sizin devletiniz onlarla beraberdir.” (Hz. İbn-i Abbas RA)“ Biz öyle bir ehl-i beytiz ki, Allah bizlere dünyayı değil ahireti nasib etti. Benden sonra ehl-i beytim, belâ, şiddet ve tarda maruz kalacaklar; doğu tarafından siyah bayraklılar gelinceye kadar... Bunlar mal isteyecek, kendilerine mal verilmeyecek. Bunlar döğüşecekler, sonra geri çekilecekler. İstedikleri kendilerine verilecek, fakat kabul etmeyecekler. Ve onu, ismi ismime, babasının adı, babamın adına uyan, ehl-i beytimden bir kimseye teslim edecekler”.“ Ramazanda bir seda olur. (Mânâsı anlaşılır). Şevvalde de bir seda olur. (Mânâsı anlaşılmaz). Zilkadede kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhiccede hacılar talana uğrar. Muharremde gökten şöyle nida olur: "Dikkat ediniz. Filan kimse Allah'ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiz ve ona uyunuz!”(Hz. Şehr ibn-i Havşeb RA)“ Hiç şüphe yok ki, arz cevir ve zulümle dolacak. Zulüm ve cevirle dolduğu o zaman, Allah ehl-i beytimden ismi benim ismimde, babasının ismi babamın isminde bir kimseyi gönderir de dünyayı adaletle ve nesafetle doldurur. Önce zulüm ve cevirle dolduğu gibi. O zaman gök yağmurunu, yer mahsülünü esirgemeyecek ve o aranızda yedi, sekiz, çok çok dokuz vakit duracak.” (Hz. Muaviye ibn-i Kur'a RA)“ Ümmetimin sonunda Mehdi (AS) çıkar. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ona rahmetini indirir. Arz ona nebatını çıkarır. Mal sahih olarak verilir ve müsavat üzere taksim edilir. Davar çok olur. Cariyeler bile saygı görür. Yedi veya sekiz yıl yaşar.” (Râvi yedi veya sekizde tereddüt etmiştir.) (Hz. Ebû Said RA)“ Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve ehl-i beytimden bir kişidir. O, insanların ihtilâf ve ictimâî sarsıntılar içinde bulundukları bir sırada çıkar. O yeryüzünü, kendinden önce zulüm ve baskı ile doldurulduğu gibi, adalet ve insaf ile doldurur. Ondan yer ve gök ehli razıdır. Ve o malı sabah üzere taksim eder.Dediler ki: "Sabah nedir?"Buyurdu ki:Seviye üzere demektir. Ve ümmet-i Muhammed'in kalblerini zenginlikle doldurur ve adaleti onları ihata eder. O kadar ki, bir münâdiye "Kimin ihtiyacı varsa bana gelsin!" diye nida etmesi emrolunduğunda, bir kişiden başka kimse gelmez. O kimse istekte bulunur. O da "Hazinedara git sana versin" der. O da gider ve "Ben Mehdi tarafından, kendisine istediği verilmesi için gönderilen kimseyim." dediğinde, hazinedar "Al!" der. O da alır.Fakat aldığını taşımaya gücü yetmez. Bunun üzerine taşıyabileceğini alır, fazlasını geri bırakır. O malla çıkar ama, sonra pişman olur ve "Ümmet-i Muhammed'in nefis cihetinden en aç gözlüsü herhalde benim. Onların hepsi de mala davet olundukları halde, benden başkası buna icabet etmedi." diyerek, aldığı malı iade etmek ister. Hazinedar da: "Biz verdiğimizi kat'iyyen geri almayız!" der. Bu devir altı, yedi, sekiz veya dokuz sene devam eder. Bundan sonraki hayatta ise hayır yoktur.”           
 Mehdi resulün çıkmasında bu kadar kati deliller vardır. Baş tarafta yazdığımız yazıda. Seyitler ordusundan bahsettik. Bu ordu gelen soy ağacından meydana gelecek bir ordudur. “Seyitler ordusu!...”. Mehdi Resul’ün keşf-i kerameti , insanlara baktığında insanları tanıyabilir  ve insanları sait-şaki ayırır ve Seyitler ordusunu kurar. Bu ordu Allah’ın (c.c.) ordusudur. Ayeti kerimede yazdığı gibi.   “ Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.” (Mücadele-22) Onlar o kimselerdir ki Allah (c.c.) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Hak Teala her kimi iman ile şereflendirdiyse imanını muhafaza etmek için onlara bir ruh bahşetmiştir. Her kimi halife olarak tayin etmişse, onada ruhundan ruh bahşetmiştir. Veya ruh ile desteklemiştir. Hz. Adem’e ruhundan ruh verdiği gibi  Hz. Resulüllahı (s.a.v) Cebrail ile destekledi. Mehdi-i Resul’ü ise Mikail melek ile destekler. Manevi olgunluğa erişen zeval atını kamalata çeviren, kamil mükemmel ilim irfan sahibi, Nakşi kadri tarikatı sahibi, ay ile güneş misali ruhu Olgunluğa erişmiş manevi doğan maneviyat güneşidir. Halik-i Yezdan (c.c.) ruhu şeriflerini ezeli yaratmış, Resulüllah’a(s.a.v)  benzetmiş, kaderini yazmış tamamlamıştır. Sait Nusri risalesinde yazdığı gibi; “Cenab-ı Hak kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslâmiyenin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muslih veya bir müceddid veya bir halife-i zîşan veya bir kutb-u a’zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zâtları göndermiş; fesadı izale edip, milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmedîyi (ASM) muhafaza etmiş. Madem âdeti öyle cereyan ediyor, âhir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u a’zam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır. Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadîr-i Zülcelal; Mehdi ile de âlem-i İslâm’ın zulümatını dağıtabilir. Ve va’d etmiştir, vaadini elbette yapacaktır.”
Hz. Said Nursi’ye görünen Hz. Mehdi Resul, zaman içerisinde bir çok arife görünmüş, açık bir iz bırakmış, günümüze taşınmış ve kendisinden bahsettirmiştir. Çoğu aşık Mehdi-i Resul’den dem vurmuş onu şiirine alıp meth-u sena eylemiştir.             
 
Ariflerin meclisinde edep erkân gerektir
Kırk çeşmeden su getirip akıtsan da ne çıkar
Her nerede olursan ol oğul sen seni gözet
Sen nefsinle bu meydanda anırsan da ne çıkar
 
Yedi hamimler çeşmesi mühürlü şarap gibi
Taha Yasin esrarında sihirli arap gibi
Bir köşede yatıyor bak ol Ebu Turab gibi
Kispet giyip karşısına çıkarsında ne çıkar
 
İki hasım bir arada bir birine bakışır
Kalpten kalbe bir yol vardır gözler gelir çakışır
Pehlivanlar bu meydanda kispet giyip yıkışır
Kız gelipte bu meydana dul çıkarsan ne çıkar
 
Amelim yok yüzüm kara bu meydana çıkmaya
Ali gibi er gerektir pir eteğin tutmaya
On iki imamlar geldi bu davaya bakmaya
Ben Mehdi-i Resul deyip bağırsanda ne çıkar
 
Bazı keşif sahipleri Hazret-i İmam Mehdi radiyallahu anh'ın 1400 hicri yılında zuhur edeceğini tahmin etmişlerdir... Bazıları ise 1422 yılını göstermiştir.Şu anda hicri 1429 yılındayız. Mehdi'nin zuhuruna az kalmıştır. Gerçi şu anda Müslüman kesimde Mehdi olduklarını iddia eden veya Mehdi oldukları iddia edilen bir sürü adam varsa da, bunların ahir zamanda zuhur edeceği haber verilmiş olan hakiki Mehdi ile alakaları yoktur. Bazı büyük İslam alimleri Mehdi ile ilgili müstakil eserler kaleme almışlardır. Mehdi'nin babasının ismi, kendi ismi, bazı evsafı hakkında bilgiler verilmiştir. Şu anda Müslümanlar kendi akıllarıyla birleşemiyor, kurtulmak, izzet bulmak için yapılması gereken hizmet ve faaliyetleri yapamıyor. Artık Mehdi'yi beklemekten başka çare kalmamıştır. Bakalım Mehdi zuhur edince yalancı Mehdiler ne yapacaklar?Haberlerde Mehdi hazretleri zuhur edince bir kısım ulemanın onu tanımayacağı, karşı geleceği bildiriliyor. Bunlar ulema-i su'dur. Müslümanları oyalayan, afyonlayan, aldatan, uyutan kişiler... Bu tür ulema her ne kadar İslam kisbesi ile karşı çıksa da Hz. Said Nursi’ ninde belirttiği gibi Allah (c.c.) Hz. Mehdi ‘yi vaad etmiştir ve Allah (c.c.) vaadinden dönmez…      

NİDEYİMKİ DAĞLAR YOL VERMEZ BANA

Nideyim ki dağlar yol vermez bana
Gülünü dermenin zamanı geldi
Kimden istediysem ser vermez bana
Yay oku germenin zamanı geldi

Avcı olan çekip okunu atar
Toprağın bağrında yiğitler yatar
Baktım ki nazlı yar kaşların çatar
Meydana girmenin zamanı geldi

Meydanda dolaşır er oğlu erler
Mühürlü olana Süleyman derler
Hakikate gelin ağalar beyler
Ol Hakkı görmenin zamanı geldi

Gören kendisidir görülen kendi
Neylesin dünyayı verilen kendi
Dünya gözü kördür bunu görmedi
O yari sevmenin zamanı geldi

Sevdayım alemde sevilmek için
Bu dünyaya geldim görüşmek için
Ali’yim demeyin dövüşmek için
Menzile ermenin zamanı geldi 

Kendisine sırrı azamda denilen ahır zaman nebisinden bu görevi devralır. Hızır veliullah kendisindedir. Başının üzerinde kudret tacı bulunur.           
Hazreti Mehdi (a.s.) ;Velayette Hızır’a (as),     nübüvvette Sultan Süleyman’a (a.s), adalette Haydarı Kerrar’a (a.s.), zikirde İlyas’a (a.s.), şükürde Yahya’ ya  (a.s.),  sabırda Eyüb’a (a.s.) ve ahlaken Resulü Ekrem sallahualeyhivesellem Efendimize benzer.
 
Necati necipten ol fazlı kerem
Bedahi âşıklar kandı bu gece
Nişanda eyledi ol perverdigar
Gören âşıkları yandı bu gece
 
Risale okundu perverdigardan
Verildi risale on iki babdan
Karargâh kuruldu yeşil çadırdan
Bir oldu ordular kandı bu gece
 
Okundu elinde büyük bir ferman
Çün azmetti bize hazreti yazdan
Göğsüme takıldı lahüri bezden
Arayanlar buldu rahi bu gece
 
Aşığım ismine senin bezmudar
Karargâhında görüldü namudar
Çevre yanımızı sardı berhudar
Al kadehten kadeh aldı bu gece
 
Cevşeni kebiri nakış dokudum
Çıra yakıp kalplerini okudum
Kalbin esrarına ben vakıf oldum
Alişan bağların açtı bu gece
 
Her bir peygamber kavmine gönderilmiş, kavmini irşada memur kılınmış, halkını hidayete çağırmış ve tebliğ görevi yapmış fakat çoğusu yalanlamış inanmamış ve azdan azı onun hak peygamber oluğuna inanmıştır. Bir çok imtihanlara tabi tutulunca da ihlaslı teslim olanların sayısını onikiye kadar indirgeye bilirsiniz. Gönül ışığı ışık vermezse, nasip taksimatı olmazsa, o ölü kalpleri diriltemezsiniz, nasibi olmayana hiç bir şey veremezsiniz. Bu bir taktir-i ilahidir. Mehdi Resul’ün yapacağı icraatlar bellidir, kader arkadaşlarıda bellidir. Yesriv şehrine göç eden kabileler ahır zaman nebisi için göç etmişler ve orada o cengaverler yetişmişler onu beklemişler ve geldiğinde ona gönüllü asker olmuşlardır.           
 
Akabe biatında Esat bin Zurar; “Ya Resulüllah her davetin bir yolu vardır.Ya kolay yada zor olur.Bugün senin yapmış olduğun davet kabulü insanlara çok zor ve çetin olan bir davettir. Sen bizi bu yolda insanlarla aramızda bulunan yakın uzak bütün akrabalık komşuluk münasebetlerini kesmeye davet ettin. Bu çok güç bir iş olduğu halde biz senin teklifini kabul ettik. Allah’tan (c.c.) getirdiklerine bilerek ve inanarak sana biat ediyoruz. Malımızı canımızı koruduğumuz gibi ,seni aziz bilip koruyacağımıza söz veriyoruz.” buyurmuştur.  Resulüllah efendimiz bu yol ile zafere ulaştı bunu unutmayın.
 
Mehdi Resul çıkmış olabilir. Hiçbir zafer kolay kazanılmadı hiçbir zat kolay tanınmadı.  Bu işaretler, Müslim, Tirmizi, İbni Mace ve diğer bazı hadis kitaplarındaki hadislerde açıklanmıştır. Bizde bu rivayetlerden sadece birkaçını burada zikretmek isityoruz ve şuna inanıyoruz ki, İmam Mehdi geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur ; çağın bütün gerçeklerini bilecek, tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki, bu insanın, tasavvurlarındaki Mehdi ile hiçbir ilgisi yoktur.“Mehdi'nin ordusu zaman zaman darbeler yiyecek, zaman zaman o çetin görevi üstlenememek rahatlık meyli; can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle kendisinden ayrılanlar olacaktır. Ama "onlar buna aldırmayacak," (Ramuzü'l Ehadis, s. 476 (İbni Mace'den) "Ayrılanlar da, muhalifler de ona zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir." (Ramazü'l-Ehadis, s. 487 (Taberani'nin Kebir'inden) Dünya melun dünyada olanlar melun tevhit ehli müstesna.On dört yaşıma vardığımda bana bir hal oldu, hali kimse bilmiyor kimse halden anlamıyor. Ruh halim yanıma geldi. Allahın gizlediğini sen aşikar ediyorsun. Sinelerdekini Allah bilir Allah (c.c.) bildiği halde hiç kimsenin günahını yüzüne vurmamış. Sen insanların içini dışarı döküyorsun. Böyle olmaz dertlerini dinle ona göre hükmet deva eyle. Avam takımı bilmez. İhvan takımı ise Hz. Mehdi Resul diye şeyhini görür, şeyhin maneviyatı küvetli olması gerekir ki hakikati görsün. Hz. Said Nusri gibi Esat coşan efendi gibi gördüğünü söylesin.
Mahmud Esad Coşan ;“...Ben bazı arkadaşlara dedim ki: "Bakın Mehdi kıyamet alametlerinden birisidir, çıkacak. Onun zamanında yaşayan insanlar, (velev habven ales selci) buz üzerinde emekleyerek dahi olsa, ona ulaşıp, onun askeri olmaları lâzım!..."”“...Mehdi sevgisi hepimizin içinde vardır. Mehdi'ye bağlanmak arzusu hepimizin arzusudur...” 
Bediüzzaman, "Ümmetimden bir grup kıyamet kopuncaya kadar hak uğrunda cihat yapmaya devam edecek" (Buhari, İ'tisam:10; Müslüm, İman: 247; İbni Mace, Mukaddime: 1; Tirmizi, Fiten: 51) Hadis-i şerifini açıklarken, hadisi ebced hesabına vurmuş , Hz. Mehdi'nin şahsi manevisini icraat dönemini çıkarmıştır. Buna göre hadisteki "Zahirine ale'l-hakk = hak üzerine galibane olarak" ifadesinin ebced değeri 1506'dır. Bu cemaat Hicri 1506 tarihine kadar zahir, aşikare, daha öte galibane hükmedecektir. Daha sonraki hizmetler ise 1542'ye kadar gizli ve mağlubiyetle yürütülecektir. 'Hatta ye'tiyellahu biemrihi = Kıyamet kopuncaya kadar" 1545 ise kafirin başında kopacak Kıyamete işaret etmektedir. (Nursi, Kastamonu Lahikası, s.23) (Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, s. 164)
 
Zamanımızda gördüğümüz kadarıyla kâmili mürşit çok az kalmıştır, olanlarda kendisini gizler. Mehdi Resul’de kendisini gizleyecek fakat etrafının zorlaması ile meydana çıkacaktır. O hiç bilinmeyen kimsenin beklemediği garip bir cemaat olacaktır. Onların çıkışı kırk kişi olacaktır.
 
İmamı Caferi rivayetine göre. “Şarktan bir cemaat çıkar, Mehdi'nin saltanatına yardım ederler.” (Hz. Abdullah bin-i Haris RA)Keza (N:B.Hammad) Cafer'den tahric etti, o şöyle dedi: Mehdi yatsı vaktinde Resulullah (s.a.v) bayrağı, gömleği, kılıcı ve Nur ve beyan gibi daha bir çok alametler yanında olduğu halde Mekke'de zuhur eder. Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile hitab eder. "Ey insanlar! Ben size Allah'ı hatırlatıyorum. Yarın mahşer gününde Allah'ın huzurunda yerinizin ne olacağını haber veriyorum. Allah Teala size pek çok deliller ve peygamberler göndermiş, Kur'anı indirmiş ve size söyle emretmiştir; “Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayın. Allah ve Resulune itaati koruyun. Kuran'ın ihya ettiğini diriltin, yasakladığını da yasaklayın ve siz Mehdi'ye yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fena bulması ve zevale ermesi yaklaşmıştır. Ve bu kesindir. Ben size Allah ve resulüne, O nun kitabıyla amel etmeyi, batılı yok edip, sünneti ihya etmeye çağırıyorum." Bu hitabından sonra, yanında, sonbahar bulutları gibi birbirinden habersiz toplanan Bedir ehli sayısınca, üçyüz onüç kadar insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir.
Allah Mehdi için Hicaz toprağını feth ederek hapisteki haşimilerin hepsini de kurtarır. Siyah bayraklar ise Kufe'ye inip biat için Mehdi'ye adam gönderirler. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah Teala onun elinde Konstantiniyyenin fethini müyesser kılar.”
Dört halifeden sonra bozulan İslam düzeni , Sultan Fatih han ile bir çağ kapatıp yeni bir çağ açarak İslam halifesine kavuşmuş, Osmanlı İslam imparatorluğu meydana gelmiş, çoğu medeniyetler beylikler yıkılmış ve İslam sancağı dalgalanmıştı. Bazı hadisler istinat edilerek ,Mehdi-i Resul denmişti. Bir çok hadiste payı olduğu halde bugün unutuldu. Atatürk’e de Mehdi dendi. Kurtuluş savaşı yıllarında tam tersi oldu. Atatürk inkılâp yapmaya başladı. İslam Cumhuriyetini kaldırılarak yerine laiklik getirildi. Altı yüz sene İslamın bayraktarı olan bir millet , dinsiz bir devlet olarak tarihe yazıldı. Laikliği Müslüman ülkelere empoze etmeye çalışan Türkiye’nin yüklenmiş olduğu misyonu, siyonizmin orta doğu projesi kapsamında arz-ı mevud topraklarını İsrail kazandırmaktır. Bunlara ne kadar ayet hadis okursan oku bunlar düzelmez. Bir hadisi şerifde şöyle beyan olmuştur; “Öyle bir zaman gelirki insanlar akşama kadar müslüman akşam kâfir olurlar akşam müslüman sabah kafir olurlar. -Bu nasıl olur Ya Resullellah- onlar dünyaya meylederler dünyayı haktan üstün tutarlar.”  Böyle bir ortamda çıkabilecek Mehdi Resul’ün işi çok zor olsa gerek.İmam-ı Rabbani "rahmet-ullahi aleyh" mektubatının ikinci cildin altmışsekizinci mektubunda buyuruyor ki, hadisi-i şerifde (Yeryüzünü küfr kaplamadıkça ve heryerde küfr ve kafirlik yapılmadıkca, Hazret-i Mehdi gelmez) buyuruldu. Bundan anlaşılıyor ki, Hazret-i Mehdi müsliçıkmadan evvel, küfr ve kafirlik her tarafa yayılacak, İslam ve manlar garib olacaktır . Eğer söylendiği tarihte çıkmazsa zevalindendir kamalat zeval atını geçince çıkacaktır. O çıkacaktır-da biz Müslümanlar olarak ne yapmalıyız. İşte bu soru cevapsız. O kadar paran pörçük olan İslam imamını nasıl tanıya bilir. Nasıl bir kişinin etrafında kenetlene bilir. Bu derde bir çare bulunmalıdır.




0 Yorum - Yorum Yaz